Esma Nur

Kendime kırgınım, kendime çok kızgınım..İnsanın beklentilerden sıyrılması gerektiği doğrusu, benim için yeni bir keşif sayılmazdı . Üzerine süslü cümleler kurduğum kuru bir edebiyat hiç değildi. Ben bu dersi, beklentiye en çok hakkım olduğunu düşündüğüm yıllarda acı bir tecrübeyle kazımıştım hafızama.. Fakat görüyorum ki bugün aynı yanılgıya yeniden düşmüşüm. Demek ki hakkıyla belleyememişim bu dersi ya da kendime bu mutlak hakikatin aksini ispatlamaya yeltenmişim.. yanılmışım... On üç koca yılın ardından, o eski yara bana ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi..Beklentiye girmemeli insan... Hele ki öylesine yaşayan insanların kurduğu bu iğreti,sığ düzende ... yüzlerin, sözlerin, fiillerin, yüreklere hiç mi hiç benzemediği bu kokuşmuş çağda..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bak ölüm nefes alıyor göğümüzde Tam kavuşmuşken beyaz esintili mevsimlere Sarmışken tam yağmurun imrendiği kalbini Evet oluyor yine olması gereken, olamazdı olması istenen Aşmalıydı birimiz kokuşmuş kelimeler sahrasını, Uzamalıydı aramızda sükutun o kavi gürültüsü. Bak şimdi nasıl da nefes alıyor ölüm kelimelerimizde Tam başlamışken yüreğinin şiirine Evet oluyor yine olması gereken, olamazdı olması istenen Düşüremezdik ömrümüze grinin müphem tonlarını. Bak, yağmurun imrendiği kalbin ıssız şimdi, mahşer misli vehmî odalarda Taşıyorsun korkularını, bıçak sırtı kelimelerle suratsız acılara. Biliyorsun sen de olamazdı olması istenen Kurşunî sığ çehrelerin ortasında Soylu bir aşktı çünkü talip olduğun; Esterilemezdin ya Anna'ya... Sana dönük bir yüreğin öz çehresiyle, Kucağında kutsal bir emanet sızlarken üstelik, Esterilemezdin ya Anna'ya... Bürünemezdin yersiz yurtsuz, nereye gideceğini bilmeyen korkulu bir yalnızlığa. Bak işte nefes alıyor ölüm bu kez yürekçiğimizde Ölmeli diyor ikinizden biri, Ki birimiz diğerimizdi aslında. Ölmesi yani birimizin, Ölmesiydi diğerimizin; Ki temize çıksındı bu soylu aşk... Soylu ve müzmin kalmaliydi çünkü aşk.
dönüp gelip kendime yerleşemiyorum..
Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer... Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir. Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? "Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş
Çehremize çarpan o kaskatı levha, o keskin ustura... Adına muvacehe diyorlar; Cürmümüzü bir panayır yerinde kâğıda dökmekmiş.. Ne oldu! Bir tufandır ezelinde gözlerinin.. Can, evinden mi vuruldu yoksa? vurulsun! Soğuyan bir cesettir artık o.. bu can pazarına verilen bir kurbandır o.. Soruyorum, solgun merhemlerle büyütülmüş bir kalbin.. Hangi dizesi tutunabilmiş ki arzın sathına.. Söyle"öylece kalsaydım, öylesine dursaydım" diyorsun, Sığınaklar devşiriyorsun göğsüne; Kelimelerin ardından, kadife gölgelerin altından... Hayır! Duramazdin öylece, kalmazdın, saklanamazdın. Hatırlasana hakikati aramaktı senin yazgın Hakikat ki, toprağın altında gün sayan hırslı bir tohumdur, Duvarları çatlatacak kadar hoyrat, Seni o saklandığın karanlık dehlizden, O tefessüh etmiş kalbinden yarıp çıkaracak kadar adildir , amansızdır. Söyle, haykır, yaşamak mi denir buna? Bir kuytu köşede, sinmiş sessizce, öylesine göz gezdirmeye Bir vitrin maketi gibi nefessiz, Bir mermer sütun gibi dilsiz, tepkisiz, Acıyı hissetmeden, etini kanatmadan.. Yaşanır mı? Soruyorum bu çürümüş, bu pörsümüş sahte cennetlerde, Anlamadan ve anlaşılmadan,geçen bir ömür, Yaşamak mıdır, yoksa yaşama öykünmek mi?
İçim çok acıyor, acıyor çok içim, acı çekiyorum...
Kendime çok ağlayasım geliyor Böyle için için, Öylece bakıp bakıp.. İçimde kocaman bir yas var, Bu sefer hepsi kendime...