Esma Nur

Bak ölüm nefes alıyor göğümüzde Tam kavuşmuşken beyaz esintili mevsimlere Sarmışken tam yağmurun imrendiği kalbini Evet oluyor yine olması gereken, olamazdı olması istenen Aşmalıydı birimiz kokuşmuş kelimeler sahrasını, Uzamalıydı aramızda sükutun o kavi gürültüsü. Bak şimdi nasıl da nefes alıyor ölüm kelimelerimizde Tam başlamışken yüreğinin şiirine Evet oluyor yine olması gereken, olamazdı olması istenen Düşüremezdik ömrümüze grinin müphem tonlarını. Bak, yağmurun imrendiği kalbin ıssız şimdi, mahşer misli vehmî odalarda Taşıyorsun korkularını, bıçak sırtı kelimelerle suratsız acılara. Biliyorsun sen de olamazdı olması istenen Kurşunî sığ çehrelerin ortasında Soylu bir aşktı çünkü talip olduğun; Esterilemezdin ya Anna'ya... Sana dönük bir yüreğin öz çehresiyle, Kucağında kutsal bir emanet sızlarken üstelik, Esterilemezdin ya Anna'ya... Bürünemezdin yersiz yurtsuz, nereye gideceğini bilmeyen korkulu bir yalnızlığa. Bak işte nefes alıyor ölüm bu kez yürekçiğimizde Ölmeli diyor ikinizden biri, Ki birimiz diğerimizdi aslında. Ölmesi yani birimizin, Ölmesiydi diğerimizin; Ki temize çıksındı bu soylu aşk... Soylu ve müzmin kalmaliydi çünkü aşk.
Esma Nur
youtu.be/TkGALUCgEw0?si=...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çehremize çarpan o kaskatı levha, o keskin ustura... Adına muvacehe diyorlar; Cürmümüzü bir panayır yerinde kâğıda dökmekmiş.. Ne oldu! Bir tufandır ezelinde gözlerinin.. Can, evinden mi vuruldu yoksa? vurulsun! Soğuyan bir cesettir artık o.. bu can pazarına verilen bir kurbandır o.. Soruyorum, solgun merhemlerle büyütülmüş bir kalbin.. Hangi dizesi tutunabilmiş ki arzın sathına.. Söyle"öylece kalsaydım, öylesine dursaydım" diyorsun, Sığınaklar devşiriyorsun göğsüne; Kelimelerin ardından, kadife gölgelerin altından... Hayır! Duramazdin öylece, kalmazdın, saklanamazdın. Hatırlasana hakikati aramaktı senin yazgın Hakikat ki, toprağın altında gün sayan hırslı bir tohumdur, Duvarları çatlatacak kadar hoyrat, Seni o saklandığın karanlık dehlizden, O tefessüh etmiş kalbinden yarıp çıkaracak kadar adildir , amansızdır. Söyle, haykır, yaşamak mi denir buna? Bir kuytu köşede, sinmiş sessizce, öylesine göz gezdirmeye Bir vitrin maketi gibi nefessiz, Bir mermer sütun gibi dilsiz, tepkisiz, Acıyı hissetmeden, etini kanatmadan.. Yaşanır mı? Soruyorum bu çürümüş, bu pörsümüş sahte cennetlerde, Anlamadan ve anlaşılmadan,geçen bir ömür, Yaşamak mıdır, yoksa yaşama öykünmek mi?
Esma Nur
youtu.be/LoiyWTtinbk?si=...
Klasiklerin en sevdiğimiz kısmı hamdele ve salvele demiş miydik?
بسم الله الرحمن الرحيم Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın Adıyla Hamd, şanı her türlü şekil ve karşıtlığın çatışmasından aşkın; her türlü benzer ve ortağın mücadelesinden arınmış: ferdâniyet ve vahdaniyeti eş ve çocuklardan münezzeh; varlığı kuvvet ve yetenek niteliğinden beri olan; gökleri herhangi bir sütun veya dayanak olmaksızın yükselten; yeri herhangi bir destek veya yardım olmaksızın yayan; sonsuzluğu karşısında akıl sahiplerinin zekâlarının şaşırdığı; ulühiyetinin nuru karşısında hakikati arayanların fikirlerinin ve feraset sahiplerinin anlayışlarının şaşkın hale düştüğü ve bu nedenle gayb, ezel ve ebed konularında aklının karıştığı; Kendisinin diğer fertler gibi bir fert, diğer varlıklar gibi bir varlık olmadığı konusunda itiraftan uzak kalınamayan Allah'adır. Şayet "O ne zaman var oldu?" diye sorarsan, kuşkusuz henüz yaratma gerçekleşmeden önce O'na işaret eden bir zaman yokken. O vardı. Şayet "nerede?" diye sorarsan, kuşkusuz O, hulülden, bir yerden başka bir yere geçmekten ve bir yere dayanmaktan beridir. O, kendisinden başka bir ilahın olmadığı Allah'tır. Hamd, kesintiye uğramayacak ve sona ermeyecek şekilde, başlangıçta da (dünyada da) sonda da (ahirette de) O'na aittir. En saf olan inançtan sadır olan bir hamd ile O'na hamdeder; bize olan bağışlarından dolayı O'na şükreder; yalandan ve inattan beri olan bir şehadetle, ahiretteki kurtuluşun husulü için vesile kılınan bir yönelişle, Allah'tan başka bir ilah bulunmadığına, O'nun birliğine ve ortağı olmadığına şehadet ederim. Yine, Hz. Muhammed'in O'nun kulu ve bütün insanlara gönderdiği bir elçisi olduğuna, onu Arapça konuşanların en fasihi kıldığına şehadet ederim. Allah'ın salatı ve selamı, bütün zamanlar boyunca onun ve ailesinin üzerine olsun.
Esma Nur
Çok güzel yazmamış mı? Aşk bu adam ya aşk..:)
Haberlerime kulak asmayıp-Duymadık Demeyesiniz kardeşlerim Ülkem bugün Yariyle buluşmuş gizlilerde Tepeden tırnağa yeni yıkanmış Ve örtüler içinde Göz kapakları kale kapıları Gibi örtülü Yassı gözlü kabarık alınlı Kalbine ve beline zengin Düzgün bedenli bol saçlı erkekler gibi Ülkem Tepeden eteğe yıkanmak için Aşıdan sonra paklanan Ovalara yayılmış kadınlar Evi uçsuz bir yol gibi bekleyen Yavruya verilecek süt gibi En sıcak yerinde bekleten O kadınlar gibi ülkem - Yürürüm bayırlarda Gücüm ne merkezde tartmak için Kulak verir Dinlerim ağacı Geçerken beton döşeli apartman kaykılı toprakta Sesim nasıl etkili yoklamak için Durdurur sorarım kentliyi Ne haber böyle: Nereye:
Esma Nur
Zarifoğlu’nun 'Ülkem' dediği yer kanaatimce; modernitenin sığ gürültüsüne karşı kapılarını sıkı sıkıya kapatmış, köklerine ve ahlakına sadık bir coğrafyanın ruhudur. Bir annenin sütü gibi en saf, en el değmemiş değerleri bağrında sıcacık saklayanların memleketidir... Betonların arasında kaybolan modern insana, fıtratın o unuttuğumuz sesini fısıldıyarak diyor ki Zarifoğlu, Ne haber böyle, Nereye?