Bazı şiirler büyüyüp hikaye; bazı şiirler büyüyüp roman oluyor insanın yüreğinde. Günler oluyor eseri okuyup bitireli ama o dizeler öyle işledi ki içime kendime gelip bir şeyler yazmayı yeni
Şiirler, Cahit Zarifoğlu’nun dünyasını en saf ve en yoğun hâliyle hissettiren bir eser.
Zarifoğlu’nun dili bazen kapalı, bazen açık, bazen de insanın içine işleyen bir sessizlik gibi…
Şiirlerinin çoğunda hem derin bir ruh arayışı hem de güçlü bir içsel yolculuk hissi var.
Okurken şunu fark ettim: Zarifoğlu, sözcükleri sadece yan yana getirmiyor; onlarla bir atmosfer, bir duygu, bir nefes oluşturuyor.
Bir mısra bile insanı durup düşündürebiliyor.
Duyguyu direkt söylemek yerine imgenin içine gizlediği için, her şiir insana başka bir kapı açıyor.
Bu kitap benim için sadece şiir okumak değildi; aynı zamanda bir ruh hâlini anlamaya çalışmak, bazen de kendi içimi duymak gibiydi.
Dili kimi zaman zorlayıcı olsa da, tam aksine bu zorlayıcılık şiirleri daha özel kılıyor.
Derinlik arayan, kelimelerin altını kazımayı seven herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Zarifoğlu şiirlerini ilk okuduğum zamanlar bunlar ne ya diyordum. Anlamıyordumki. Yani rastgele konulmuş sözler gibi geliyordu. Ama zamanla alışınca üslubuna zamanla onun gibi düşünmeye başlıyorsunuz. Dümdüz okuyup geçtiğim şiirlerini ikinci üçüncü defa okuduğumda kendiliğinden ağzım bir ahenk tutuyor. Aslında zarif adam çok anlaşılmaz değil sadece çok derin yazıyor be. Şimdi bu derinliğe girelim. Şiirde zaten derinlik vardır. Olmadır da. Sonuçta romancılar 500 sayfa yazar bir hikaye anlatır şair onu belki 3 satırda anlatır. 3 satırda 500 sayfalık romanda yazılan yaklaşık 100 bin kelimenin anlatılması büyük bir olay. Yani inanılmaz derinlemesine olmalı. Misal aşk, sevgi, ölüm ya da daha genel kedi, kalem, kağıt, sigara... Bunlar hayattan normal kelimeler. Herkes kullanır. Şairlerde kullanır. Ama öyle bir estetik ve manayla yazarlarki belki orada sigara der ama şair yazarken bu sigaranın dumanı gençlerin uçup yok olan hayalleridir manası katar. Zarif adamda ise işler çok farklı. Farklı olduğuna eminim ama henüz çözebilmiş değilim bu farklılığı. Ama tüm kitaplarını okuyunca bu adamın tüm sırlarını anlarım. Anlarız. Zarif adam düz yazıyor. Yani olan neyse üstünü örtmüyor. Ama yazdığı düzlük hayattan düzlükler değil. İçindeki yolların düzlüğü. İçinden geçenleri pek ellemiyor. Fazladan bir satır koymak ya da bir kelime eklemek istiyorsa bundan çekinmiyor. Kalemine güveniyor zaten adam. Çektiği dert öyle güçlendirmişki kalemini merhaba demesi bile büyük ağırlık içeriyor.
Bu kitabı 1 senede okuyabildim. Akılla anlamak çok zordu çünkü. Oysa ki kalple okumak gerekiyormuş şiirleri. Sonradan öğrendim. Güzel insan Cahit Zarifoğlu.
Çok genel bi şiir okuyucusu olmadığım için yorum yapmak haddime değil diye düşünüyorum lakin bi kısımda Afganistan şehitleri için yazdığı bölümü biraz fazla uzun tuttuğunu düşündüm. Bir de genel olarak bir şiire woww dedirtmedi, kısa kısa ikilikleri alıntılamış olsam da genel şiirin bütünü beni hitap etmedi. Bir kere daha anladım benim adamım Nazım Hikmet. İyi okumalar dilerim.
Burası dünya! Ne çok kıymetlendirdik... Oysa bir tarla idi; Ekip biçip gidecektik.
Eskiden sadece kışlar soğuktu
simdi ise insanlar soğuk Yürekler soğuk
KIRLARDA ÇİÇEKLER ARTIK BENSİZ AÇACAK.
"İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi" deyip gitti o güzel adam.
Yer yer anlaşılmaz şiirler zannedilse de nihayetinde tüm bunlar birer yürek yangını. Yürek yangınların içimizi yaktı, emin olabilirsin.
Isminin baş harfleri gibi acziyetimizdir seni anlamamak...
Cahit Zarifoğlu
Kızlara değil, buzlara şiir yazan bir şair. Bütün şiirlerinin bir arada bulunduğu bu kitap,günlük olarak rastgele içerisinden bir şiir açıp okuduğum bir kitaptır.
Yedi Güzel adamdan birisi olan Cahit Zarifoğlu,anlaşılması zor bir insandır. Sözleri, şiirleri ve daha nice eserleriyle kalbimizde yer eden bu şair 7 Haziran 1987'de Pankreas kanseri nedeniyle genç yaşta aramızdan ayrılmıştır ama eserleri ve ismi hep bizimle yaşayacaktır.
Bir Zarifoğlu hayranı olarak bu kitabı ve diğer eserlerini Şiddetle tavsiye ederim.
KEYİFLİ OKUMALAR DİLERİM.
KİTAPLAR ÖMÜR BOYU DOSTUMUZ OLSUN...
Bana şiiri sevdiren şair diyebiliriz. Şiirlerini okurken nedense hep geçmişde buluyorum kendimi. Geçmişte yolculuk etmek de bana iyi geliyor. O yüzden arada mutlaka bu kitabi elime alıp bir iki şiirini okurken buluyorum kendimi.... Zaman makinesi gibi adeta....
Abdurrahman Cahit Zarifoğlu, Türk şair, yazardır.
Aslen Kahramanmaraşlı'dır. 1940 yılında Türkiye'nin başkenti Ankara'da doğmuş olan şairin çocukluğu Kahramanmaraş'ta geçmiştir. Edebiyata, Kahramanmaraş Lisesi'nde iken şiir ve kompozisyon yazarak başlamış, lise sonrasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde okumuş ve buradan mezun olmuştur. Öğrenciliği sırasında çalışmak zorunda kalınca, sayfa sekreteri olarak çalışmış yine bu dönemde Diriliş Dergisinde çeşitli şiirleri yayımlanmıştır. 1976'dan sonra, kurucularından olduğu, Mavera Dergisinde şiirleri, birkaç hikâyesi, senaryo çalışmaları, günlükleri ve "Okuyucularla" ismini verdiği sohbetleri yayımlanmıştır.
Değişik zamanlarda ilkokul öğretmen vekilliği ve Almanca öğretmenliği yapmasının yanı sıra, Mavera Dergisi'ni çıkartmaya başladığı süreçte TRT Genel Müdürlüğü'nde mütercim sekreter olarak da görev almıştır. 1987 yılında vefat etmiştir. Mezarı Beylerbeyi'ndeki Küplüce mezarlığındadır.
“Yedi Güzel Adam” adıyla anılan isimler Türk edebiyatına damga vuran Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Alaeddin Özdenören ve Ali Kutlay'dır. Yolları Kahramanmaraş'ta kesişen 7 Güzel Adam'ın eğitim gördüğü 169 yıllık tarihi Maraş Lisesi 2019 mart ayında müzeye çevrilmiştir.