“Hiçbir şey kaçırılmış fırsatlar kadar güzel görünmez, hiçbir şey onlar kadar yakmaz içimizi.” | Paul Valéry, Eupalinos ve Öteki Söyleşimler, s. 68, YKY
Alıntı
Selma Rıza - Uhuvvet
Arka kapak yazısını okuduğum zaman muhakkak okumam gerekiyor dedim ve bugün itibariyle başladım, daha önce Mai ve Siyah kitabının da YKY tarafından eski Türkçe ağırlıklı çevirisi ile okumuş bir hayli zorlanmıştım daha sonra günümüz Türkçesi ile başka bir çeviri ile daha rahat okudum ama yine de eski kelimelerin olduğu kitapları da o zorluğu yaşayarak okumayı çok severim; bunu Ulysses'i sözlüğü ile birlikte Nevzat Erkmen çevirisi ile de yaşamıştım ve Niteliksiz Adam'ın 4 cildinin Sami Türk çevirisiyle de. Ahmet Celal 'in Niteliksiz Adam'ın ilk ikisinin çevirisi ise muazzam ama diğerinde de eski kelimelere biraz daha hakim olmaya da başladım, bu nedenle bu tarz kitapları ilk okuduğum zaman eski kelimelerle hemhal olup ikinci okuyuş ile de kitabın konusuna odaklanıp yazar ile daha iyi anlaşmaya başlıyorum, Selma Rıza'in bir Türk kadını tarafından yazılan ilk Roman olan Uhuvvet ilk sayfalarda oldukça zorluk yaşarsa da sayfalar ilerledikçe eski kelimeleri cümlelerin anlamını kavrayacak şekilde biraz daha hakim olmayı başarabiliyorsunuz, kitabı yarıladım; yordu ama harika, ileride tabii ki dipnotlara bakmadan daha güncel bir şekilde çıkarsa daha fazla okuyucuya ulaşabilecek harika bir eser olduğunu anlamamak mümkün değil, bu haliyle de okumamızi sağlayan emeği geçen herkese tek tek teşekkür etmek isterdim, hemcinlerim gibi karşıcinsin fe okuyup geçmişten ders alıp günümüzde kadın erkek eşitliğine hep birlikte destek olmamız gerektiğini gözler önüne seren bir nevi tarihi bir roman da diyebiliriz Uhuvvet için, bir kadın ne kadar eğitimli olursa ne kadar yol arkadaşı olarak yürürse erkekle birlikte dünya o kadar gelişir ve medeniyet olur, bir kadın cariye gibi görülürse orada bedbahtlıktan cahillikten başka hiçbir şey olmaz; bu nedenle etrafında bana kul köle olan kadınlar çok
Reklam
“Hiçbir şey kaçırılmış fırsatlar kadar güzel görünmez, hiçbir şey onlar kadar yakmaz içimizi.” | Paul Valéry, Eupalinos ve Öteki Söyleşimler, s. 68, YKY
Alıntı
Sadece Kırgınım
Ben yalnızlığımı Gōzlerim gibi taşıdım Unutmak olmazdı Unutmadım Kestim Kara Saçlarımı, Dağ havası, s22 YKY open.spotify.com/track/2CTeRSttI...
Şiir
Yeni Bir “Dünya Okulu” Mümkün Mü?
🌏 Mevcut eğitim sistemleri bireysel farklılıkları göz ardı eden, insan doğasına uyum sağlamakta zorlanan, tek tip ve zorlayıcı yapılar olarak küresel ölçekte hâkim durumdadır. Oysa yapay zekâ, sanal gerçeklik ve açık kaynaklı eğitim platformları sayesinde kişiselleştirilmiş öğrenme sistemleri artık küresel ölçekte erişilebilir hale gelmektedir. “Ya öğreten ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol, ya da ilmi destekleyen ol. Beşincisi olma, helâk olursun!” Hz. Muhammed (Taberânî, Beyhakî) Dünya Bir Okul Olsaydı… Hayal edin; dünya kocaman bir okul… Bu okulda insanlar, hayvanlar, ağaçlar, taşlar, yıldızlar… Kısacası; her şey bir rol üstlenmiş. Kimileri öğretiyor, kimileri öğreniyor, kimileri sadece dinliyor ya da destekliyor. Ama bir gerçek var: Beşinci bir şık yok… Ya bu büyük okulun içinde bir yeriniz vardır ya da sistemin tamamen dışında kalacaksınız. İşin doğrusu, özü aynı olan her canlı ya da cansız varlık, dünyanın neresinde olursa olsun, bütünün bir parçası olarak işlevini yerine getirir. Ancak burada en önemli husus söz konusu varlığın doğal ortamından koparılmadan bu işlevi sürdürebilmesidir. Zira bir varlık doğal bağlamından koparıldığında, artık o varlık olmaktan çıkar, başka bir şeye dönüşür. Dolayısıyla etkisi de tepkisi de değişir. __Bugün bağlamından kopar(t)ılmış varlıklarla dolu bir dünyada yaşıyoruz maalesef. Bu nedenledir ki bugün dünya bir türlü dikiş tutmuyor. Eğitim bunu düzeltmek için hem bir alternatif, hem de potansiyel bir engeldir. Bunun farkında olan küresel güçler eğitimin ipini elinden bırakmıyor bir türlü. Pandemi bunun son global eğitim-yönetim provası oldu. İşte bizim de dikkat çekmek istediğimiz temel sorun burada! Şayet yukarıda sınırları çizilen bir dünya okulu kurulabilirse, insanlık yeniden aslına rücu eder ve işler de
Makale|Yazı
Uyumadan önce beynim:
1.perde Uyku açısını ayarlayış, yüz üstü yatmak zararlı diye o şekilde uyumama konusunda direniş, battaniyenin en ve boy oranını kaçırınca gelen sinir, yastığın öteki yüzünü çeviriş, ömrün yarısının uykuya gitme olayını hesaplama,, 2.perde Yazarmış gibi senaryo kurma, bugünün senaryosunda Yky yayınevi olduğunu varsayma, röportaj yapmam için evime geliyorlar, çakırkeyf şekilde röportaj yapsaydım en iyi ifade etme biçimi bu olabilir miydi düşüncesi, Türkiye milli takımı hazırlık maçlarının tarihleri üzerine kısa bir hesaplama, altıncı ay Mayıs mı Haziran mı diye parmakla 10 kez sağlama yapma, bir kadınla baş başa yemek yiyecekken elektrikler gitmesi sonra elektriğin 2 saat gelmemesi durumunda oluşacak senaryo, akla baba figürü gelmesi, bir anda Türk toplumu aile dinamiklerindeki iletişim sorununa çözüm aramak, herkes karanlıkta kalsaydı göz teması olmadığı için daha mı iyi ifade ederdi kendisini diye bir sorgulama, babayla karanlıkta kalmak ve ona bir şeyler söyleme cesareti, gün içinde anlık gördüğü kedinin şu anda ne yaptığını düşünme, Saltuklular'ın nerde kurulduğunu hatırlayamayış ama bunu bir işaretmiş gibi düşünüp telefonda araştırıp öğrenmek, geçen halısahada çektiği şutu golmüş gibi hayal etmek,, Kapanış Yüzüstü uyumak. Sonra yüzükoyun kelimesi nerden geliyor diye google a gitmek. (Baktıktan sonra uyuyacağım.)
1000Kitap
Reklam
Reklam