Bir süre sonra yalnızca günümüzde, modern ve en modern dünyada geçen bir hayatın ruhsal olarak dayanılmaz ve anlamsız olduğunu fark ettim; ruhsal bir hayat ancak geçmiş olan bir şeye, tarihe, eski ve ilkel çağlara sürekli başvurarak mümkün olabilirdi.
Bazen inandığımız bir şeyi öyle bir söyleyiveririz ki birine, “Ben bu söze o kadar inanmama rağmen, neden inanmadan söyledim onu?” diye sorarız sonra kendimize.