yıldız.

Çocuk, anne-babası bazen onu mutlu ettiği, güldürdüğü, ara ara onlarla iyi vakit geçirdiği için, anne-babasının ona acı çektirdiğinin farkına varamadan, yavaş yavaş ölüyor.
Reklam
Hislerin özgürce yaşanması üzerinde baskı kurmak, o hislerin doğmasına engel olmaz; sadece, onları hissedenlerin psikolojik tıkanma yaşamalarına, yalana, ikiyüzlülüğe neden olur. Çocuğun günlük realitesinde maalesef hep vuku bulduğu, ve çözülmediği sürece ciddi, kalıcı bir sorun haline geldiği gibi. Dünyamızın en önemli sorunu budur.
Gerçek affetme, bir şeyi mazur görmeye çalışarak olmaz. Gerçek hislerimizle yüzleşemedikçe ve acımızı bütün yönleriyle görüp kabul edemedikçe bize o acıyı çektirenleri de gerçekten affedemeyiz. Evlatların anne-babalarına öfkesi, aslında iyileşme sancısıdır; gerçek bir iyileşme için, sonuna kadar yaşanması ve sonuna kadar yaşanmasının engellenmemesi gerekir. Mademki tüm ruhsal sorunları, acı ve öfkenin özgürce yaşanması vaktiyle yasaklandığı için yaşıyoruz, o zaman bu ruhsal prangaları kaldırmak, içimize yerleşmiş yasakları kaldırmadan nasıl mümkün olabilir?
Çocuğun anne-babaya yanlış yapması anne-babaya zarar vermez. Ama anne-babanın çocuğa yanlış yapması çocuğu ömür boyu sakatlar.
-Mutluluğunu bir başkasına bağlamak, mutsuz olmaktır. Çok güvendiğimiz kişilerin bile ne zaman ne şekilde davranacağının garantisi yoktur. "Başkaları"nın fıkirlerinin, tercihlerinin bizim hayatımız üzerinde bir etkisi olmasına izin veriyorsak, bu "başkası" annemiz/babamız bile olsa suçlu bizizdir ve birey olmasını, yetişkin olmasını öğrenmek, kendi hayatının, hislerinin, adımlarının sorumluluğunu almak demektir.
Reklam