Herşey iki anda bakî kalmaz,
var olur, yok olur,
nefes almak ve vermek gibi,
her nefes alış, var oluş ;
her nefes veriş, yok oluştur.
Yani değişimdir.
O (Allah ki) her an bir şe'ndedir(yaratıştadır) (Rahman/29).
her an değişimde seni sen yapan bir nitelik var ki
ona hiç son yok yani anladığımız manada ölüm yok, yokoluş yok,
sonsuzluk söz konusu
lakin yanında hesap var.
ufacık köy bakkalının hesabı var bu koca hayatın da...

Varlık bilgileri,

Furkan Koç, bir alıntı ekledi.
12 May 21:32 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Fanilik aynı zamanda ebedi hayattır, daimi bir yokoluş, aynı zamanda saf varoluştur, bir anlar demetidir, içlerinde, dile getirilemeyen, ancak bilinen bir paradoks nedeniyle bütün varoluşun ilahi kaynağının görülmesi gereken eşsiz parçacıklar toplamıdır.

Algı Kapıları, Aldous Huxley (Sayfa 15)Algı Kapıları, Aldous Huxley (Sayfa 15)
Serkan Mutlu, Son Adım'ı inceledi.
 08 May 18:33 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Uzun Yürüyüş

<<<Gecenin bir yarısı babanın ev halkını uyandırmak istemeyen sessiz, dikkatli adımlarını işitiyorsun. Giysilerinin hışırtısını, gıcırdayan kapıyı, karanlıkta nereden geldiğini çıkaramadığın çıtırdama seslerini işitiyorsun.
Gözlerini açıyorsun. Bir an gerçekten babanın canlanıp odada yürüdüğünü sanıyorsun. İki zaman üst üste biniyor; geçmişin bir anı şimdiki zamana mı geldi, yoksa sen çocukluğunun o anına geri mi döndün, karar veremiyorsun. Her ikisi de olabilir. (Sayfa 9)>>>

Kitabın daha ilk satırlarından anlaşılacağı üzere alışık olmadığımız bir anlatım tarzıyla başbaşayız. Herhalde buna ikinci tekil şahıs 'sen' anlatımı demek lazım. Bu anlatımın garip bir etkisi var. Öncelikle sen şunu yapıyorsun, bunu hissediyorsun şeklindeki anlatım karakterle özdeşleşmemizi sağlarken aynı zamanda ondan uzak onu kurgulayan 'biz miyiz?' hissini de veriyor.

Okurken hipnozdaydım sanki. Bana emirler veriliyor ve ben bunları yapıyorum.
Bir kayıp hikayesi, bir yokoluş hikayesi bu kitap. Alisan, günlük rutinleri olan bu rutinlerin dışına çıkacak bir şey yapmak istemeyen bir karakter. Ya da yapacak gücü kendinde bulamıyor. Bütün kitap bu karakter üzerine inşa ediliyor. Ama tam da ne istediğini anlayamadım. Çünkü süreli 'belki' şeklinde kurulan cümlelerle belirsizliğe doğru sürüklenip durdum.

Kılı kırk yararcasına oluşan cümleler yok ama cümleler insanı sürekli düşünmeye sevk ediyor. Karakterin ruh haline sadık kalarak kurulmuş cümleler var. Alisan'nın derdi ne? Nasıl bir varoluş sancısı çekiyor? Bu hayatta neyi amaçlıyor? gibi sorular kitap boyunca sürekli aklıma gelse de aslında net bir cevabı asla bulamadım. Belki de en önemli soru: Alisan kitap boyunca nasıl bir değişim geçirdi? Soru önemli de cevabı öyle kolay verilebilir mi bilemiyorum. Anladığım kadarıyla bence hiçbir değişim geçirmedi. Ama bu soru her okura göre değişebilir?

Bence kitabı en iyi anlatan sözler herhalde Irmak Zilleli'ye ait.
"Doğulu bireyin kimlik meselesini öyle bir ele almıştır ki, dünyadaki bütün bireylerin kimlik meselesine ilişkin bir roman olmuştur Son Adım"

Burak, bir alıntı ekledi.
29 Nis 20:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her yolculuk arifesinde olduğu gibi içim kıpır kıpır, ama daha çok var bu seyahate. Yolculuğumun zamanı gelmedi henüz. Bir süre daha buradayım. Yapılacak işlerim, düşünülecek anılarım, anlatılacak öykülerim var. Onlar bilmiyorlar bunu, pıtır pıtır yatağımın çevresinde dolaşıp duranlar, benim için endişe edenler . Hiçbir şey bilmiyorlar, Ne kadar bilinçsizler, Tanrım! Benim kendilerini duymadığımı birazdan öleceğimi sanarak dört dönüyorlar etrafımda, ara sıra üzerime eğilip benimle konuşmaya çalışıyorlar.

Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır.

O kadar ki imlası düzgün demek; Osmanlıcada ‘’yarı bilgin’’ anlamına geliyordu.

Bir insanın bedeninin yatağa bağlı kalması mı daha korkunçtur, yoksa ruhunun dört duvar arasına düşmesi mi? Ben her ikisini de yaşadım, biliyorum. İnanın bana, ikincisi daha azap veriyor, hem insanın kendine hem de etrafındakilere.

İngilizler gibi olsana, onlar çocukları gözleriyle sever.

Yüz kişide bir kişi kurtulabiliyormuş ameliyatta, o bir kişi ben olursam düşünürüz demiştim ne kalleşçe bir davranıştı benimki, ölüm yolculuğumda, elimi tutacak tek dostumu, küçük bir ümitle başucuma bağlamak istiyordum, yalnızlık korkunçtu.

Ölümden bu kadar korkunca ölüm hiç affetmez hemen gelir.

Demek ki annem sergimin sonuna kadar ayak diremişti ölüme, son gayretiyle mutluluğumu paylaşmaya gelmiş, serginin bitimine kadar kalmıştı. Yatağın yanına yere çöktüm, elini tuttum.

İnanamıyordum, birkaç saat öncesine kadar sıcaklığını hissettiğim, sesini duyduğum annem yoktu. Bir an önce varken, bir an sonra yoktu. Bir kızıllık yansıyordu gözüme. Bu varoluşla yokoluş anını bir yerlerden hatırlıyordum...biliyordu. Daha önce yaşamıştım sanki... Boğaz’da bir gün..Anadoluhisarı’nda.. o mucizeyi yaşarken, o doğa mucizesini...güneş bir anda yok olup gitmişti ufuktan. Tıpkı annem gibi, bir an varken yok olmuştu, inanılmazdı, dayanılmazdı, katlanılmazdı, yaşlar art arda düşüyordu gözlerimden. Yanaklarımdan kayarak annemin yüzüne damlıyordu. Yıllar sonra seramiğe resmedecektim..

Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek istiyorum.

Neden yaptınız bunları? Ne ifade ediyorlar diye? ‘’Bugünün insanını, dedi Füreya. Bir boşluğa doğru gidiyorlar, baksana. Kişiliklerini yitirmişler, ruhları ölü, beklentileri yok. Yaşamıyorlar. Belki çok şeyleri var ama hiçbir şeyleri yok.

Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü..

Ben bir avuç tozum savur göklere, samanyolları yarat, gövdemde set çek ölüme.

Füreya, Ayşe KulinFüreya, Ayşe Kulin
Kitap Kurdu, Herkese Bilim Teknoloji - Sayı 105'ı inceledi.
 28 Nis 23:51 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Derginin bu sayısı da oldukça güzel hazırlanmıştı ve geçen sayıdaki gibi "Stephan Hawking" için yine güzel bir bölüm ayrılmıştı. Bu bölümde aşklarından ve özel yaşamından başka "Çoklu Evren Teorisi" nden de bahsedilmişti. Ayrıca bir ALS hastası olarak kendisi gibi olan kişilere öğütlerde bulunmuş. Bu bölümü mutlaka okuyun.

Dergide ilgimi çeken diğer başlıklar şunlar oldu:

-Kripto paraların ekonomik sistemlere etkisi

-Excelsior( Bu bölümü mutlaka okuyun. İçinde bulunduğumuz duruma yönelik özeleştiri niteliğinde güzel bir yazı olmuş)

-Doç.Dr.Selmiye Alkan Gürsel'in "Akademi Ödülü" kazanma süreci ve grafen teknolojileri ile ilgili çalışmaları okunmaya değer harika bir bölüm olmuş. Mutlaka okuyun.

-9.sınıf Vanlı bir öğrencinin robotik programlama konusundaki projesinin binlerce projenin yarıştığı Finlandiya'da finale kalması öyküsünü mutlaka okuyun.

-Karikatürü ve mühendisliği harmanlayan bilim insanı Tayfun Akgül yazısını mutlaka okuyun.

-Hurmanın faydaları bölümünü mutlaka okuyun. Çok yararlıymış. Yemeye karar verdim :)

-Modern cerrahinin babası Lister'ın biografisi oldukça ilgi çekiciydi.

-Moral bozucu bir yazı olarak okuduğum 6.Yokoluş yazısını mutlaka okumalısınız. İnsanların Dünya'ya verdikleri zararlara bizzat şahit olacak ve insanlığınızdan utanacaksınız :(

-Eşcinselliğin biyolojik boyutu

-Ağız kokusunun nedenleri yazısı bence mutlaka okunmalı.

-Aile stresinin çocuk üzerindeki etkisi yazısı oldukça güzel hazırlanmış. Bence ebeveynlerin mutlaka okuması gereken bir yazı.

-Retina taraması ile kalp krizi tahmini

-Deprem erken uyarısı için yerçekimi dalgalarının ölçülmesi

Kitap Kurdu, bir alıntı ekledi.
28 Nis 16:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Kendi halinde buzul ve sıcak dönemlerle, göktaşları çarpmasıyla, iklim değişiklikleriyle hemhal olup yok oluşlar ve varoluşlar yaşarken, birden ortaya “insan eliyle yok oluş” çıktı. 6.Yokoluş.

Herkese Bilim Teknoloji - Sayı 105, Kolektif (Sayfa 2)Herkese Bilim Teknoloji - Sayı 105, Kolektif (Sayfa 2)
Esra, bir alıntı ekledi.
27 Nis 21:00

İnsanların bütün delilikleri, gaddarlıkları bu ölüm korkusu, bu yokoluş yüzünden mi?

Karıncanın Su İçtiği, Yaşar Kemal (Sayfa 21 - Yapı kredi yayınları)Karıncanın Su İçtiği, Yaşar Kemal (Sayfa 21 - Yapı kredi yayınları)

TEBRİKLER BASKONİA!
EuroLeague'in Play-Off serisinde Mafyatik Azizin temsilcisi fenerbahçe Yokoluş, İspanyol ekibi Baskonia'ya 88-83 mağlup oldu ve seride durum 2-1'e geldi. fenerbahçe Yokoluşun 11 maçlık Play-Off galibiyet serisi de bu mağlubiyetle sona erdi.

Şeyma Sibel Ekici, bir alıntı ekledi.
20 Nis 22:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Fanilik aynı zamanda ebedi hayattır, daimi bir yokoluş, aynı zamanda saf varoluştur

Algı Kapıları, Aldous Huxley (Sayfa 14 - İmge Kitabevi Yayınları)Algı Kapıları, Aldous Huxley (Sayfa 14 - İmge Kitabevi Yayınları)