"İslami devlet, modern dünyada imkansızdır.."
Hallaq’ın dediği gibi “modern dünyada İslami devlet imkânsız” meselesi boş bir laf değil. Çünkü modern devlet dediğin şey, kendi tiranlığını sınırlayacak hiçbir üst otorite tanımıyor. İslam’da ise iktidar, vahyin çizdiği sınırla kayıtlı.
Bugün “sistemin içine girip toplumu dönüştürelim” fikri kulağa hoş geliyor ama tarihte bunun pek karşılığı yok. İmam-ı Azam niye reddetti? Ahmed b. Hanbel niye direndi? Kutub niye Benna gibi pembe hayale kapılmayıp geri adım atmadı? Efendimiz as müşriklerin sadece birini kabul etmeleri için çırpındığı şartları kabul edip içlerine girmedi. Güneşi de ayı da verseniz yine de kabul etmem diyerek çizgiyi çekti.
Ama burada Hz. Yusuf ayrı bir yerde duruyor. Sisteme girdi ama sistemin adamı olmadı. Vazifeyi üstlenirken ayette buyurduğu “alîm” ve “hafîz” oluşu boşuna değil; yönlendirilen değil, yön veren bir pozisyonda. Yani alanını kendisi çiziyor.
Belki de kritik nokta tam burası: Sistem sana alan açmıyorsa, seni şekillendiriyorsa, oraya girmek bir şey kazandırmaz, bomboş bir telakkidir. Ama eğer yön verebileceğin bir alan varsa, o zaman içeriden dönüşüm mümkün.