Bu aralar kalbim, zihnimden daha yorgun...
Duygu ve Düşünce
"Kirli ayakkabılara inanıyorum, ütüsüz tişörtlere, eskimiş sırt çantalarına, dağınık saçlara, traşsız yüzlere, yorgun bakışlara. Yanından ayrılmayan kitaplara, kimsenin dinlemediği şarkılara, gece yolculuklarına. Sarılmaya, hep sarılmaya. Omuzlara yaslanan başlara, ellere en çok ellere."
Reklam
Değer mi mutsuz edeni yorgun bedene yığdırmak?
Müzik
Kintsugi yahut bir kırıklığın anatomisi...
Madem benim adıma tapulanmıştı bu hayat. O zaman kendi adıma yaşamalıydım. Kendi adıma yazmalıydım bu deftere. Hayat nedir, yaşamak neye denir gibi sorular sorup cevaplar aramak ya da aramaya çalışmaktı bence. Dümdüz bir çizgide ilerlemeye çalışırken sağa sola yalpalamak gibi sanki hayat. Sağa düşmemek için sola, sola düşmemek için sağa ağırlık vermek gibi. Kafamın içinde çalgısıyla çengisiyle bir fikir fırtınası esiyorken nasıl başlayıp nasıl biteceğini sorguluyorum şimdi. Çelişkiler, çelişkiler, çelişkiler... Kimin neye nasıl çelişkisi bu? Aklımın kalbime, ruhumun bedenime bir çelişkisi bu. Doğrunun yanlışla çelişkisi kadar zıtlar bana şimdi. Bense büyük bir kavganın ortasında kalmış küçük bir kız çocuğu gibiyim. Ne yapacağını bilmeyen korkulu gözlerle etrafına bakan küçük bir kız çocuğu... Yanlışlanmaya doğrulanmaya değil de sarıp sarmalanmaya ihtiyacı olan küçük bir kız çocuğu. Annesinin en sevdiği fincan takımını tuzla buz etmiş bir kız çocuğunun korkusu varken içimde bağrılıp çağrılmaya, dövülüp sövülmeye, yargılanıp aşağılamaya ya da ne yapıp ne yapmamam gerektiğinin söylenmesinden önce... Sadece, sadece biraz sarılmaya, okşanmaya, "olur" "hallederiz" denilmesine ihtiyacım var. Herkes gibi aslında... Herkes gibi davranılmasına ihtiyacım var. Geçmiş birkaç sene içinde çok yargıladım kendimi. Kendimi çok cezalandırdım. Çok zorladım kendimi en iyiyi en doğruyu yapmak için. Artık çok yorgun düştü benden. Çok hırpaladım, acı çektirdim kendime geçmişin bütün hatalarından. Değersiz hissettirdim her defasında. Şimdiyse baş başayım kendimle. Neden mi anlatıyorum bütün bunları? Özür diliyorum kendimden. Bütün bu yazmalar bir tür af dileme bir tür yakarış kendime. "İyileşme zamanı" demek bir tür. Kendime sarılmak ve kendimi okşamak bir tür. Bütün yabancı ellerden önce...
Duygu ve Düşünce
sükutun Sadakati
Sana yazmayışım kelimelerimin bitmesinden değil zihninin en yorgun olduğu ve mücadele ettiği bu günlerde sana bir de ben yük olmayayım diyedir.
Duygu ve Düşünce
Yorgun ve bitkinim efil efil serin yel esiyor Ölsem dinleneceğim. Öldürmüyor Allah Yaşasam ferahlık bulacağım Yaşatmıyor keder Yorgun ve bitkinim Efil efil serin yel esiyor.
Alıntı
Reklam
Reklam