Ah... şimdi bitirdim kitabı. Nereden başlayacağımı bilmiyorum ve aslında başlamalı mıyım onu da bilmiyorum. Kitap hakkında söyleyeceğim o kadar şey var ki, o kadar duygu yüklüyüm ki şu an anlatamam. Ama hem bende bu duyguları tarif edecek kelimeler yok hem de olsa bile bu yaşadığım garip duyguyu cümlelere döküp daha sıradan bir hâle getirmek istemem. Zaten bir inceleme yazısı da yazmayacağım tam olarak. Sadece bu duygularımı paylaşmama değecek bir kitap olduğu için böyle bir yazı yazmaya karar verdim.
Kitapla en başından beri o kadar güzel bir ilişki kurduk ki belki de o yüzden bu kadar ağladım sonunda. Sanırım hikayelerimizin ortak olmasıydı bizi bağlayan. Ama başından böyle bir şey geçmemiş birisi de (umarım kimsenin başına gelmez) kesinlikle nasıl bir şey olduğunu anlayacak, yazarın o samimiyetini, iç dünyasını hissedecektir.
Ah bir de söylemek istediğim bir şey daha; son sözü yazarımızın eşinin cok güzel ve naif duygularla yazması.. O anlattığı küçük anlar, o kadar muhteşem ve yine tanımlayamadığım hisler oluşturdu ki. Mesela lütfen sayfa 191deki ilk paragrafa bakın, eminim ki ne demek istediğimi anlayacaksınız
Dediğim gibi yazıya dökebileceğim pek bir şey yok ama lütfen ve lütfen okuyun bu kitabı. Eminim içinizde garip hareketlenmeler olacak.
Hoş kalın, sağlıkla kalın..