Yorum

BerkerV isimli okurun asıl gönderisini gör
"Dil olarak çok eksik ki bu okumayı oldukça güçleştiriyor" demissin, sen dil bilimci misin ki bu fecaat cümlen: "Hikayeler ekseriyetle aşk temasıyla bağdaştırılmış ve çoğu aslında günlük hayatta yaşanılan hoşlantı duygusundan ibaretken uzun hikayelerin büyük bir kısmını kapsıyor." olmadiginin gösteriyor. Uzmani olmadigin, kapasitenin yetersiz kaldigi bir edebi metni degerlendirmek, cahil cesareti gercekten." hoşlantı" ne birémin? Yine" Çoğu betimleme yersiz ve uzun adeta bir roman havasında verilmiş." diyorsun da bir örnek veremez misin birader? Ve yine buyurmussun ki :" Yazarın, aslında bir yazar olmadığı, siyasetçi olduğu göz önünde bulundurulursa mazur görülebilir. " buna gülecek karga bile bulmak imkansiz." Ama yazari yazar olmadigi için "Mazur görme alicenapligi" göstermis olman, büyük edebiyatci ve elestirmen niceligi!!! velhasili kardes, alinma, incinme, kirilmak ama keske böyle bir degerlendirmeyi yüzüne gözüne bulastirmasaydin.
Sağ ol yorumunu paylaştığın için. Kırılmadım tabi ki, lakin sen kırılmış gibisin. O yüzden sen kusura bakma, beğenmedim kitabı. Demirtaş, böyle bir işe girişeceğine keşke direkt genel seçmene hitap eden politik bir kitap kaleme alsaydı. İşte o zaman bu şekilde değerlendirmeye tabi tutulmazdı.
Kitabi ve Demirtaş'i tabi ki begenmeme hatta sevmeme hakkin sakli, yeterki nefret karismasin begenmeyişlerimize, buna hakkimiz yok. Kitabi yanliş degerlendirmiş oldugun gibi, benimde sana kirilmiş oldugum öngörüsünde bulunmanda yanliş. Ben üzüldüm, işinin ehli olmayan o kadar çok kişi varki ortalikta, anlamadigi, bilmedigi her şey hakkinda yargida bulunup ahkam kesen, edebiyattan az bişey anlayan biri olarak, senin degerlendirmeninde "Tamamen edebi açıdan bir değerlendirmedir" demene ragmen, edebi bilgiden yoksun oldugunu görünce edebiyat Adina çok üzüldüm sadece.... Gereksiz bir not: 5 yildir haksiz bir şekilde siyaset yapma hakki gaspedilip, siyasi hesaplar için haksiz bir şekilde hapiste rehine tutulan birinin, "böyle bir işe girişeceğine keşke direkt genel seçmene hitap eden politik bir kitap kaleme alsaydı." demeni hangi edebi vicdan ve ahlaka sigdiracagini edebi anlayişina birakiyorum.
Hassasiyetini anlayabiliyorum. Farkındaysan benim hakkımda bulunduğun tüm ithamları koşulsuz şartsız kabul ediyorum. Çünkü burası amatör okuyucu kitlesinin subjektif yorumlarını paylaştığı bir platform. Benim de eleştirmen ya da üstad kisvesiyle burada olmadığım açık. Okuyucu olmam dışında bir vasfım yok. Neticede benim için söylediklerin de senin yorumundur. Nefret hissiyatıyla yazdığımı düşünmüyorum. Tabi ki benim de siyasal düşüncelerim var, ancak edebi değerlendirmelerimi objektif olarak yaptığıma inanıyorum. "Kader Kuyusu" hakkında ustaca yazılmış demem bir örnek teşkil edebilir. Neden vicdansızlık olsun anlayamıyorum. "Bir hikaye kitabı değil, politik bir eser kaleme alabilirdi" dedim. Bunu art niyetle söylemedim.
Bizden olmiyani yanliş okuyup yanliş anlamaya mi uyarlanmişiz, yoksa içinde yaşadigimiz bu bagnaz siyasi ve digerine tehammülü olmayan toplumun yaşantimiza etkisi mi? Ben şahsina ithamda bulunmuyorum, tesbitte bulunuyorum, edebi açidan, hangi edebi kriterler ölçüsünden "devrani" ele alirsak alalim, 'dil olarak bir eksikligi' yoktur diyorum. mesela "Dedemin kralligi" öyküsü, o kadar ustaca yazilmiş ki tek başina bile senin iddialarini çürütüyor. Yanliş bir edebi degerlendirmede bulundugunu taspit edişsimi, lütfen itham olarak degerlendirme, buda yanliş. Eyer yaptigin degerlendirmenin yanliş oldugunu tadpitim edebi olarak havada kaliyorsa, o zaman itham olur. Bunu edebi olarak bana tespit et veya izah et, senden özür dilerim.
Açıklamada belirttiğim gibi aslında. On dört tane birbirinden konu ve biçim olarak farklı hikaye var. Hepsi bir değil. Evet bahsettiğin hikaye diğerlerinden daha fazla olay örgüsü içeriyor ve daha kapsamlı. Yine analizde belirttiğim "Baran'ın Beşiği" ve "Ardiye" hikayeleri de işleniş ve yazı bakımından genele göre daha güzel. Ancak çoğu hikayede uzun cümleler ve tasvirlerle doldurulmuş paragraflar var. Ya da birinci ağızdan yazılan metinlerde içtenlik adına kullanılan argo fazla ve yinelemelerle irrite ediyor. Özellikle birinci hikayede ağır basan peşpeşe verilen uzun cümleler ve her cümlenin tek düze aynı yapıda verilmesi okuyucuyu sıkan unsurlardır. Yazarın kendine özgü bir üslubu tutturduğunu göremiyorum. Kaldı ki basit ve yalın bir dille kaleme alındığını da düşünmüyorum. Henüz ikinci eseri olmasından kaynaklanıyor olabilir. Analizde belirttiğim gibi edebiyata çekirdekten değil daha sonradan müdahil olmasından kaynaklı da olabilir. Halkçı gerçekçi eserlerden hazzeden birisiyim. Ancak bu bu anlatı türünün yazım şeklinin önemini ortadan kaldırdığına inanmıyorum. Orhan Kemal ve Yaşar Kemal gibi usta kalemlerin eserlerinde gördüğüm titizliği seviyorum. Kaldı ki Devran'a has değil okuduğum "İnsan ne ile yaşar?" Tolstoy'a ait olmasına ve oldukça rağbet görmesine rağmen bana kalırsa konuları itibariyle okunmaya değmez bir eser diyebilirim. Ya da " Fahrenheit 451" konu bakımından güzel olmasına rağmen yazılış veya çeviri kaynaklı(?) okunması oldukça sıkıntılı bir kitaptır. Bana göre. Ya da Sabahattin Ali'nin romanlarına hayranlık duymama rağmen "Sırça Köşk" isimli toplu hikaye kitabında 17 hikaye ve masaldan arasından üç tanesi hala aklımda ve iyi buldum. Kıssası şudur, ben siyasal bir girdi olmaksızın, yazılan hikayelerdeki olaylardan bağımsız bir yorum paylaştım. Selahattin Demirtaş'ı bir yazar olarak(bir önceki analizimde Zülfü Livaneli' ye yaptığım gibi) eleştirdim. Benim gözlemim budur.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.