Yorum

Sefa Ayıcı isimli okurun asıl gönderisini gör
İncelemenizi okumayı şimdi bitirdim. Öncelikle ellerinize sağlık. Çok derin bir inceleme yapmışsınız. Görüşlerinizin bir kısmına katılmamakla birlikte, gündelik hayata dair yaptığınız tespitlerin doğruluğuna diyecek söz bulamıyorum. Değerlendirmenizden elde ettiğim kazanımların en büyüğü, yazarın müzisyen kimliğini öğrenmem. Klasik müzikle bu durumu, kitabı ilk okuduğumda bağdaştıramamıştım. Ancak şu an, kitaptaki bir cümleyi anımsayarak (kitabın bir yerinde klasik müzik dinleyen bir gencin, şiddete meyilli olmasının anlaşılamayacağı/şiddete meyilli olamayacağı gibi bir ifade vardı) yazar, Alex üzerinden aslında kendi ruhundaki kötülük eğilimine de işaret etmeye mi çalıştı diye düşünmeden edemiyorum. Biraz daha derine inmem lazım kesin bir yargıya varabilmek için tabi ki:) Değerlendirmenizde katılmadığım bir kısım var. Bana otoriteye çok yüklenmişsiniz gibi geldi. Sebeplerimi de şöyle açıklayacağım. Öncelikle, kitapta hususi olarak yazarın taraf tutmamaya çalışarak, karakterlerin değişik olarak değerlendirilebilmesine imkan tanıyacak şekilde küçük ayrıntılar verdiğini düşünüyorum. Örneğin, değerlendirmenizde otorite yetkililerinin Alex'in "zihnini boşaltıp yerine kendi isteklerini ve kurallarını yerleştirdiğini" söylemişsiniz. Ancak kitaptan hatırlarsanız, filmde de benzer bir şekilde oynandı, Alex bu deney için kendisi gönüllü olmuştur ve sözleşme imzalamıştır. Her ne kadar filmde sözleşmeyi okumak istemiş de okutmamışlar gibi görünse de, kitapta sözleşmeyi okuduğunu hatırlıyorum. Hafızam beni yanıltıyorsa lütfen söyleyin. Bu işe bu kadar gönüllü olmasının sebebi de yine dışarı çıkıp kaldığı yerden hayatına devam etmek ki bunu İncil’i okurkenki şiddet dolu hayallerinden anlayabiliriz. Dolayısıyla Alex’in zorlandığı bir uygulama değil bu, kendi çıkarına hizmet için otoriteye oyun oynayacağını hesaplamış, ancak ava giderken avlanmıştır. Yine “Ne kadar bilinçsiz ve haksız yere otoriteye boyun eğmek mecburiyetinde kalması” gibi bir cümle kurmuştunuz. Alex suçsuz, insanlara zararı olmayan, dolayısıyla otoritenin müdahale etmesinin gerekmediği bir insan değil. Aksine, otorite bunlara müdahale etmelidir. Müdahale etmesi gerektiği yerde müdahale etmezse kimse “Yaşasın özgürlükçü devlet, özgürlükçü otorite” demez; otorite işini yapmıyor der. Otoritelerin görevleri olduğu gibi sorumlulukları da vardır. Bu tarz kişilere karşı müdahale edilmesi de devlet kuruluş mantığının ana gerekçesi ve devletin “güvenlik” adı altındaki başlıca sorumluluğudur. Kötü niyetli güç kullanımları ayrık tutarsak, devleti ne kadar “cici” gösteremiyorsak, “kaka” da gösteremeyiz. Ayrıca yine Alex’ten tek yararlanan otoriteymiş gibi anlatıyorsunuz. Halbuki, kitabın sonunda görmüştük ki, aslında ona yardım etmeye çalışan “aydın” olarak adlandırılan yazar bey ve arkadaşları, röportaj yapar gibi Alex’le alakalı hassas bilgileri öğrenmişler ve daha sonra kendi davalarında haklı çıkabilmek ve ellerini güçlendirebilmek adına bu bilgileri kullanarak Alex’i intihara sürüklemişlerdir. Sonuç olarak, yazarın bunları planlı yaptığını ve Alex’i ve otoriteyi tamamen masum/suçlu göstermeyerek, yine “aydın kesim”i tamamen güçsüzün yanında ve çıkarsız göstermeyerek belirli bir amaç güttüğünü düşünüyorum. Ki Alex’in sadece şiddet duygularının sınırlanması, sözleşme imzalaması, sadece bilincine hitap edilerek fiziksel bir zulme maruz bırakılmaması gibi hassas noktaların özellikle eklendiğini düşünüyorum. Kitap her haliyle muazzam yani. Dediğim gibi, kim hangi yemi tutarsa, o yönden bakabiliyor :) Bu arada, iki defa okumama rağmen sizin önerinizi fark edemedim? Ne önerdiğinizi ayrıca yazar mısınız?
Teşekkür ederim hem okumanız hem okuduklarını paylaşmanız beni mutlu etti, sizinde emeğinize sağlık. Her görüşten her düşünceden artısıyla eksisiyle bir kazanımlar çıkarılıyor burada umarım artılarım ön plana çıkmıştır sizin açınızdan. Kitabın bende oluşturduğu etki ucu bucağı olmayan düşüncelerle içimi doldurdu bende bunu yazıya dökerek bir nebze taşırdım içimden. Şimdi görüşlerinize açıklık getireyim elimden geldiğince. Yani müzik gibi bir ruha deva olan ilacın yan etkisi olabilir mi oluşturmaya ihtimali olabilir mi bunun tam olarak cevabını araştırarak bulabiliriz öte yandan aslında yazar Alex üzerinden kendini yansıtmakla kalmayıp her toplumda ki her ortamdaki bu özellikli kişileri yansıtmaya da çalışmış olabilir. Evet otoriteye biraz fazla değindim fakat sadece bunun kitabın sonucu olarak oluştuğunu söylersem yanlış ederim çünkü yaşadığım hayatında birikimleriyle birlikte ortaya çıkardığımı söyleyebilirim. Otoritenin toplum ve birey üzerindeki etkileri gerçekten oldukça yüksek buluyorum ben bundan kim kendini ne kadar ölçüde soyutlayabilir ki her alanda etkileri mevcut, ben bu şekilde düşünüyorum. Filmini izlemediğimi belirtmeliyim fakat kitapta sözleşme gibi bir şartların okutulduğunu az da olsa anımsıyorum fakat içeriğinin tamamiyle değil bir kısmını okutarak yani bütün deneyin detaylı açıklaması yoktu benim hatırladığım öyleydi bir nevi aldatmaca kandırmaca oldu diye hatırlıyorum ben o kısmı yoksa alex sonradan pişman olmazdı o yaşayacağı olayları baştan hazırlıklı kabullenseydi. Ben otoritenin müdahale hakkına karşı çıkmıyorum bu şekilde anlaşıldıysa affola. Fakat şöyle ki ; Yerinde ve zamanında müdahalelerin hayati önem taşıdığının altını çizmek istiyorum öte yandan bir hukukçu olarak sizde bilirsiniz ki şu sözü; Geç gelen adalet sağlıklı değildir veya zulümdür diye anımsıyorum, siz daha iyi çıkarabilirsiniz. Ayrıca o aydın kesimin kirli planını ben yazımın sonlarında kendilerini politikacı olarak yansıtıp, çünkü benim anladığım otorite karşısında kendileri politika sahasına girmek için koz olarak kullanıyorlardı alexi , politikacıların kirli amelleri olarak vurgulamıştım sanırım tam açıklayıcı ifade edememişimdir. Öneri olarak yaptığım kısa fikirlerime yazımın gelişme kısmında olaylarla birlikte karışık yansıtmıştım bundan dolayı olabilir belkide tam olarak anlayamamış olmanız. Şöyle ki yine otoriteyi baz alarak açmak istiyorum konuyu, dizini dövmeyen kızını mı döver diyim yada bugünü düşünmeyen yarının sonuçlarına katlanır mı diyim biraz daha açarsam ; Umarım hatırlarsınız Alex'in yaşadığı toplumdaki ebeveynler gün boyu zamanlarını işte tüketerek , kendilerine kalan zamanlarını tv karşısında duyarsızca bir ortama bırakıyorlardı , öte yandan sokaklar tenha ve dingin bir biçimde suçluların eline terk edilmişti. İşte bu gibi sonuçların ortaya çıkma aşamasından önce benim önerim müdahaleden önce önlem aşamasının uygulanması. Ayrıca bir toplumu yönetim biçimi olarak yaşamlarını baskı ve sınırlama altına almadan daha özgür bir toplum daha kendine zaman ayırabilen ve hayatın güzelliklerini yaşayarak kendi doğrularını kendi yanlışlarını ayırt etmelerini sağlamaya fırsat sunulan bir ortam hazırlanmasının daha sağlıklı bir ortam hazırlayacağını düşünüyorum. Umarım yeterince sorularınıza ve görüşlerinize cevap verebilmişimdir, bu konular üzerine tekrar konuşmak ve fikir alışverişi yapma fırsatı yarattığınız içinde teşekkür ederim kitabı tekrar hatırlatıp içimdeki fikirleri yeşerttiniz :)
Asıl ben teşekkür ederim, cevap yazmışsınız uzun uzun. Çoğuna cevabımı aldım, ancak hala size katılamadığım konular var maalesef. Diyorsunuz ki Alex sonradan pişman oldu. Ne zaman ama? Salındıktan sonra, tedavi tamamlandıktan sonra. O zamana kadar, "Hoşuma gitmedi ama özgürlüğümü, buradan çıkacağımı düşünerek dayandım, onların istediklerini yaptım kardeşlerim" gibi cümleleri geçiyor kitapta. Yani orada aslında hala daha ben istediğimi elde etmek için bunlara razıyım, 12 yıl daha hapiste kalmak istemiyorum düşüncesi hakim. Ayrıca tedaviyi sonlandırın diye değil, görüntüleri durdurun diye bağırdığını da hatırlatmak isterim. Yani aslında tedavinin durmasını istemiyor, çünkü zaten asıl amacı tedavi olmak ya da olmamak değil, dışarıya çıkabilmek. Alex'i masum bir insan gibi göremiyorum bu konuda. Hah, bu önlem konusuna değinmeniz de iyi oldu. Önlem dediğiniz nedir, nasıl alınır? Alex, şiddetten haz alan bir adam, şiddeti zorlamayla ya da toplumsal baskıyla işleyen birisi değil. Otorite nasıl tedbir alır? En başta bu tarz insanları ıslah etmeye, kontrol altında tutmaya çalışarak, sokakları güvenli hale getirerek. Önlem dediğiniz şey, her şekilde bir sınırlamayı ve özgürlüğün kısıtlanmasını içerir. Ya sınırlamaları makul bir çerçevede tutulmasını sağlayarak kabulleneceğiz ya da sınırlamalar olmasın deyip kaosa teslim olacağız. Sınırlama her zaman kötü bir şey değildir. Kişi kendinden bilir işi, sizin sınırlamalara karşı olmanızı anlayabiliyorum, "Ben iyi bir insanım, sınırlanmamalıyım" diyebilirsiniz. Ancak her insan böyle değil. İnsan demeye bin şahit isteyen canavarlar var dünyada. Alex gibi canavarlar. "Daha kendine zaman ayırabilen toplum"u ancak insanlar isterse oluşturabiliriz. Evet, iş zamanlarının yoğun olduğu, insanların kendilerine zaman ayıramadığı meslekler var, kabul etmek lazım. Ancak, boş zamanı olan insanların tercihine de bakmak lazım. Boş insanlar ne yapıyor? Genelde internete giriyor, twitter, facebook, müzik derken tüm zamanını buna harcıyor. "Kişilerin kendilerine ait zamanda tv karşısında duyarsızca bir ortama bırakıldıkları"nı söylediniz. Kimse onları bırakmıyor, bu bir tercih. Siz nasıl kitap okuyorsanız, birileri nasıl sanat yapıyorsa, birileri nasıl üretmeye çalışıyorsa, tembelliği bırakıp televizyon karşısından ayrılmak da yine o kişilerin elinde. Ayrılmıyorsa, bu bir tercihtir. 1 saat tv izleme yerine, 1 saat kitap okunabilir. Bunu yapmayan insanı bu hale toplum getirdi demek ne kadar doğru? Toplumu, otoriteyi, ya da insanı sınırladığını düşündüğümüz her şeyi suçlamak en kolay olanı fikrimce. Otoriteyi burada suçlayabileceğim şey, ortamın elverişli olmaması olur. Ortamı elverişli etmek için de, kitaptaki durum açısından, insanların kendilerini güvende hissetmesi ve dolayısıyla Alex gibilerin ıslah edilmesi gerekir. Yani bu bir döngü :) Rica ederim. Ben de teşekkür ederim. Sayenizde kitabı hatırladım. Böyle bir adalet, özgürlük, sınırlama, eşitlik, hakkın kötüye kullanımı gibi hukuk damarımı kabartan şeylerle haşır neşir oldum yeniden:) Ve son olarak, susmam gerektiğinin bilincinde olarak, fikirlerinizin ve şahsınızın çok naif olduğunu, ancak dünyamızın öyle olmadığını ifade etmek istiyorum. Ben daha gerçekçi, daha sonuç odaklıyım. Bir durumun kötü olduğunun "tespiti" toplumdaki neredeyse her insan tarafından büyük bir bilirkişilik edasıyla zaten yapılıyor. İnsanlar ya "felsefi ve genelde ütopik" öneriler üretiyor ya da "bu dünyadan bir şey olmaz ya" şeklinde hiçbir şeyi umursamayarak akışına bırakıyor. Sonuç üretebilmek, hele ki uygulanabilir, gerçekçi, adil, dengeli sonuçlar üretebilmek çok zor bir şey. Problemi tespit edip hiçbir şey yapmamaksa daha vahim. Böyle bir dünyada, Alex'lerin var olduğu bir dünyada, insan nefsinin sınırlanamadığı bu dünyada mağdurları düşünerek, güçsüzleri koruyarak daha adaletli olunacağına inanıyorum. Bu kadar haşin olmamın sebebi de o, sakın yanlış anlamayın. O kadar şey gördüm ki mesleğim sebebiyle, "felsefi" tartışmalara girmeyi gereksiz buluyorum bu tarz konularda. Ve lütfen birisi beni durdursun, aldım başımı gidiyorum :))))))
Tekrar teşekkürle başlıyorum bu karşılıklı fikir yolculuğuna devam ettirdiğiniz için. Cevabımı yazmak için uygun bir zamanı bekledim , güzel ve kritik bir konu üzerine atıştığımız içinde o derece önem vererek yazmak istedim , şimdi de içimden geldiğince ve uzun olacağı için yine aynı şekilde hatta daha bile fazla olabilir o yüzden şimdiden uyararak cevaplamaya başlıyorum hazırlıkli okuyun Tabi sizin görüşünüze saygı duyarım katılıp katılmamanıza. O zaman devam edim katılmadığınız konular üzerine ifadelerime: Evet doğru pişmanlığı oldu ama hak verirsiniz ki hangimiz kabullendiğimiz bir şekilde razı olduğumuz acıları kendi tercihlerimizle seçiyoruz ki bu insanın elinde mi ? Alex o deneyi bile bile seçmedi kendine göre farklı bir beklentisi vardı hatırladığım kadarıyla belki yanlıştır ama bu şekilde kalmış kafamda ve dolayısıyla girdiği geri dönüşü olmayan yoldan da mecburen bedelini ödemeyerek katlanmak zorunda kaldı. Evet o görüntüler zaten deneyin asıl amacıydı ve özetiydi. Önleme konusu gerçekten derin ve teferruatlı bir konu ve tamamiyle somut bir temellere dayanmıyor soyut özellikleri de bir o kadar kuvvetli düşüncem olarak. Elimden geldiği kadar aktarmaya çalışacağım; Hepimiz kendimizce bir şeyleri yolunda tutmak için yeri gelir sert yeri gelir yumuşak kurallar belirleriz kendimize karşı bile. Burada doğru adımlar yanlış adımlarla da karışabilir tabii. Ben sağlıklı ve yararlı sonuçların, getirilerin, doğru ve çok katı olmayan insanın içtenlikle uygulayabileceği yoldan ulaşılabileceğini düşünüyorum kendimce. Burada otoritenin izleyeceği yola taşımak istiyorum konuyu; Evet Alexler kendi iç dünyalarında ilk önce kötülük tohumlarını kendileri hissediyor. Fakat her bireyin senin benim onun içimizde iyilik ve kötülük eğilimlerimiz bulunuyor bu aşikar. Kendimiz hangi tarafı seçip, yönelip , geliştirerek ortaya çıkarmayı bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Fakat bunda çevremizin, ailemizin, toplumda gördüğümüz olaylardan, sadece manevi olaylarla kalmayıp maddi olaylardan da etkilenip şekillendiğini ifade etmek istiyorum. Ben kesinlikle önlem konusu üzerine sınırlama ve kısıtlamadan yana değilim zaten karşı durduğum konu da bu , ben nispeten daha çok geniş ve yumuşak sınırlar içerisinde serbest eylem ve serbest düşünce ortamında kendi kararlarımızı bir şeylere bir doğrultuda yönlendirilmeden dikte edilmeden hür irademizle ve seçim özgürlüğümüz ile gerçekleştirmemizi gerekli buluyorum. Buna kitapta iyilik ve kötülük kavramları üzerinden seçim şansının köreltilmesi üzerinden değiniliyor; iyiliği kendi içimizden seçemezsek, birileri tarafından öyle istenildiği için seçersek bizim pek az o ölçüde tutunabileceğimiz ortaya konulmuş. Ve Alexin hapisten çıktıktan sonra eylemsel özelliklerinin değişip fakat zihinsel düşünceleri hala aynı bir biçimde kalarak devam ettiğini de hatırlarsınız fakat bir noktadan sonra biraz daha düşünceleri kavrayarak içinde bulunduğu hayatı sorgulayarak kötülüklerin pek fayda getirmediğini saptayarak kitap sonlarına doğru değişim içerisine giriyordu hatırlarsanız. Bence sınırlamaları kısıtlamaları baskıları insan üzerinde ters teptiğini ve gerekli olmadığını düşünüyorum ki tarihin ilk çağlarından itibaren insanlar bir arada daha hoşgörülü daha duyarlı daha güzel bir şekilde kaynaşıp kendi sorunlarının üstlerinden gelerek yaşamlarını sürdürebilmişler ta ki ortaya çıkan bazı kurallar , kavramlarla ve metodlarla, insanların kendi tercih haklarının yönlendirilerek yada daha da ileri gidilerek gasp edilene kadar. Hıı Alexe gelirsem kesinlikle ne tasvip edeceğim ne de kabulleneceğim bir insan. Kesinlikle öyle insanı kabul etmem ama bunu oluşturan bazı tetikleyen ortaya olumsuz şekilde çıkaran etkenlerde var her insan malum ki etkilenir ve tepki oluşturur kendince dış dünyaya. Sizin aslında belirttiğiniz sorunlarınızın , insanlarının yanlış eylemlerinin çözümünü ben öncelikle otorite tarafından bir yolda buluyorum; Refah ve eşitlik , huzur ve mutluluk oluşturan bir yönetimde. İş süresine ve kalan zamana gelince kendimizden örnek verirsem dünya üzerinde en fazla mesai harcayan ülkelerin başında geliyoruz ve arkamızdan gelen ülkelerinde mutluluk ve huzur seviyeleri tam tersine sıralama üzerinde en sonlarda geliyor olumsuz olarak. Fakat en olumlu ve yaşam dolu ülkelerin ise mesai sürelerinin ilk ülkelere göre ne kadar az sürede olup dolayısıyla sonucunun da nasıl olumlu olduğunu ortaya çıkarıyor ki bu konu daha bir çok sebeplere de dayanıyor olabilir tabi ama bu sebep de en önemli konulardan birisi. Evet boş zamanlardaki tercihler insanların kararına bağlı fakat seçenekleri oluşturmak veya istedikleri seçenekleri uygulamak onların elinde değil ne yazik ki çok derin konular gerçekten anlatılarak bitecek konular değil fakat yinede girdik artık bu yola sapmak olmaz. Evet bu seçenekleri belirleyen faktörü az çok tahmin edersiniz; Ülkenin ekonomik şartları ve ekonomik hasılatı. Yani bir herhangi bir bireyin milli geliri şuankinden yüksek olsa bahsettiğiniz aynı kişiler twitter,facebook gibi mecralarda zamanlarını boşa geçilerek öldürürler mi yoksa daha güzel ve kültürel etkinlikleri mi tercih ederler, daha faydalı faaliyetler mi uygularlar, sosyal projelere mi imza atarlar bunun cevabı aslında bazı çevrelerde gözümüzün önünde. Şöyle ki ekonomik özelliklere göre insanların yaşayış özellikleri ve tercihleri de ona göre şekilleniyor farklılık gösteriyor. Burada ülkenin ekonomik koşullarının kötü ve yetersiz olması da insanların değil yönetenlerin , otoritenin sorumluluğundan kaynaklanmakta. Evet kitap okuyoruz kitap okunmasını istiyoruz daha da ve herkesin bunu uygulamasını, fakat benim gibi öyle sanıyorum sizde yada her kitap okuyan insan da ister ki rahat bir şekilde kafasını düşüncelerini okuduğu kitaba odaklanacak biçimde okumanın daha güzel olduğunu tatmak. Ama ne yazik ki isminizi bilemediğimden sayın okuyan , sorunlar ve endişelerin olduğu bir toplumda yarınların umutsuzluk ve olumsuzluk barındığı bir yaşamda bugünler çok sağlıklı bir şekilde değerlendirilemez. Yakın bir zamana kadar bölge bölge değişse de tüm ülke üzerinde hissedilen terör belasını da eklerim ve oluşturduğu yıkıcılığından bahsetmeyi gereksiz bulurum bu kadar uzun konuları açıklamanın üzerine :=)
Gelişme kısımlarında finale doğru geçerken şunu belirtmeliyim ki bence önce elverişli ortamın oluşturulması daha isabetli olacağını düşünüyor ondan sonra sorunların ortadan kendisini kaldırabileceğini düşünüyorum burada karşıt bir fikirdeyim sizden. Bir örnek de vermek istersem ; en güzel mahsuller en verimli topraklardan elde edilir fakat güzel ürünler oluşturmak için toprağın ıslah edilmesi her zaman sağlıklı ve doğal çözüm sonuçları vermeyebilir. Ben de artık ekleyeceklerimi sonlandırmak istiyorum kendimi durdurmak için son olarak şunları eklemek istiyorum: Bu kitap üzerine böylesine uzun fikir ve görüşlerin ortaya çıkması gerçekten okuduğuma bir kez daha memnun etti beni bir yerde ne kadar düşünce doğarsa o kadar rehber ve yol gösterici seçenek çıkabilir diye düşünüyorum bunu oluşturan önce yazara sonrada bu fırsatı ortaya çıkaran size teşekkür etmek istiyorum. Aramızdaki düşünce deryasına fikir bolluğu farklı fikir ve görüşler üzerine bende memnuniyet duyduğumu söylerim değerli zamanınızı ayırdığınız içinde ayrıca teşekkür ederim sizinde ilgili ve hassas biri olduğunuzu düşünüyorum, konulara açıklık ve anlayış kazandırma çabanızı dikizliyebiliyorum Alexin tabiriyle ve bir hukukçu olmanızın üzerine bu özelliğinizi uyumlu ve başarılı buluyorum. Belki dediğiniz cümle her şeyi özetliyor siz sonuç odaklı ben başlangıç odaklı düşünceler üzerinde düşünüyorum. Farklı görüşlere ve farklı fikirlere her zaman saygı duyarım farklılıklardır güzellikleri ve doğruları doğuran her zaman. Güzel bir tartışma analiz olarak buluyorum bu konuşmaları daha da uzamasını daha da üzerine konuşulmasını isterdim fakat taraflarımızın buna pek ihtiyacı olmadığını düşünüyorum asıl bu ihtiyaçları bizler gibi düşünme olanağı sağlayamayanların ihtiyacı olduğunu düşündüğüm için bu kitabın mutlaka okunmasını önermemizin de bir görev olduğunu sizden rica ederim. Ben umudumu hala diri tutuyorum yarınlara umarım bugünlerimizden daha güzel ve sorunsuz olur ki bu gibi konuları konuşmaya bile fırsat bulamayız. Umarım siz de benim başaramadığım konuşmayı frenleyecek bir durağan bir cevap verirsiniz yoksa yolculuğu devam ettirecek bir cevap verirseniz benimde benzimin buna yeteceğini ve yolculuğa çıkacağımı uyararak belirtirim :)=)
İyi akşamlar diliyor iyi günlerde iyi okumalar ve güzel bir hayat dileklerimle :):)
:)) Hala size katılmıyorum ama Aşık Veysel'in dediği gibi, "koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa". Kimileri fikir insanı, kimileri eylem insanı.. Bu kadar emek vererek yazdığınız cevaplar için asıl ben teşekkür ederim. Konuşmayı uzatmak niyetinde değilim, dediğiniz gibi hem konu derin hem de fikir uyuşmazlığımız büyük :) Size de iyi günler, iyi okumalar dilerim. Umarım hayat beklediğiniz şeyleri size, ülkemize, dünyamıza getirir ve haksız çıkan ben olurum. Saygılarımla
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.