Yorum

Ömer isimli okurun asıl gönderisini gör
Bence yazar bu söylediğinin tam tersinin doğru olduğunu biliyor fakat nesnel davranamadığı için araya laf sokuşturarak bunun tam tersine inanmak istemiş. Cümleyi kısaltalım: Dinsel insanın kutsal içinde yaşama arzusu bir yanılsamanın içinde değil de gerçek ve etkili bir dünyada yaşama arzusuyla eşdeğerlidir. Ne kadar çelişkili bir cümle oldu.
Tam tersinin doğru olduğunu düşünmüyorum açıkçası, dinsel insan hatta bence modern insan bile öznel deneyimlerinin getirdiği tükenmez karmaşadan kurtulmak için nesnel olduğunu düşündüğü bir gerçeklik ihtiyacını kutsaldan karşılar ve bunların çoğu da kurucu mitten gelir, kurucu mitin varlığı zaten nesnel bir hakikat yaratmaktır. Nesnel davranamadığı dediğiniz yazar okuduğum hem bu hem diğer kitaplarından anladığım kadarıyla bir gözlemci olarak bakmaktan ziyade konuyu bir idrak meselesi haline getiriyor. Onların gözünden yaptığı yorumlar ayrı, dışarıdan yaptığı yorumlar ayrı. Bunları karıştırmamak gerektiğini düşünüyorum.
Kutsal olan bir şey nasıl nesnel ve gerçek olabilir?
@Berryli Eğer olaylara bugünün gözünden bakıyorsanız olamaz. Ama ilkel bir kabilenin gözünden bakarsanız gayet tabii olabilir. Sırf hiyerofani kavramı kutsalın tezahürü olarak zaten bunu ifade etmiyor mu? Kilise mesela, sizi kutsal bir mekana sokuyor bir mekan olduğu için de gerçeklik sunuyor. Nitekim bazı kilise duvarlarında gargoyle canavarları vardır ve bunlar eğer içerdeyseniz size bir şey yapmaz ancak dışarıdaysanız size korkutucu gelir, yani kutsalın bir nevi farklı açıdan tezahürüdür. Sonuç olarak dediğim gibi, seküler bir bakış açısıyla bu zihniyeti kavramak bence imkansız.
Seküler bir bakış açısıyla bakmıyorum. Günümüz insanları o dönemdeki insanlara göre çok daha fazla şey biliyor ve daha özgür. Onların bu garip inançlara inanması bu düşünceyi doğru yapmaz. Ki o zamanların insanları üzerinde günümüzdekinden çok daha fazla baskı vardı. Onlar ne derse ona inandılar. Bunu bu şekilde açıklamak bana doğru gelmedi. Biraz daha psikolojik yönden bakılmalı bence olaya. Ayrıca yazarın bu tip inanışlara onların gözünden bakması da yanlış geldi bana.
@Berryli iyi de onlar bu mitleri "garip inanç" olarak görmüyor ki. Kozmogoni kavramı burada anlamamıza daha çok yardımcı olur. Bugün biz nasıl termodinamik yasaları kabul ediyorsak, aksinin olamayacağını düşünüyorsak ilkel veya dinsel insan da kozmogoniyi böyle işliyor. Kendilerine kurdukları bu kutsal dünya kutsal olduğu için gerçek zaten, kutsalın olmadığı yerde hayat yoktur. Psikolojik açıdan da bakabilirsiniz bu arada, aksi bir sonuca çıkacağını düşünmüyorum. Belki Joseph Campbell'a başvurulabilir bu psikolojik bakış açısında ancak onun da Eliade'den çok farklı bir şey söyleceğini düşünmüyorum, yanılma payım var elbette.
Ömer
Ömer
günümüzde hala dinlere, büyüye, batıl inançlara inanan insanlar mevcut. O zaman bu düşünce onlar için de doğru olmalı. Her dönemde inanan veya inanmayan insan olacaktır. Zaman içinde bunun miktarı değişebilir. Fakat kendilerine bir gerçeklik yaratmak için falan değil herkes öyle yaşıyordu ona da öyle öğretildi o da buna inandı. Yasalara uymak gibi bir şey onlar için bir dine mensup olmak.
Ömer
Ömer
yani kısacası dinsel insanın böyle derin derin düşünerek bir inanca bağlandığını düşünmüyorum.
@Berryli Bence yine ince bir nüans farkı oluyor yalnız, bu yazılar günümüz insanı için yazılmıyor. Modern insan ve dinsel insan farkı çok defa vurgulanıyor kitap içinde. Benim söylediklerim ilkel insanı kapsıyor. Biz nasıl modern dünyayı farklı araçlar kullanarak (bilim, sanat, edebiyat vs.) kurduysak ilkel insan da bunu mit vasıtasıyla gerçekleştiriyor. Ayrıca yine psikoloji özellikle nörobilim konusunda sanırsam ilkel insanların ve modern insanların beyin yapılarında veya en azından düşünce şekillerinde farklar olduğuna dair çalışmalar var (yanılıyor veya yanlış aktarıyor da olabilirim). İlkel insan için inanmak veya inanmamak diye bir şey olduğunu da düşünmüyorum açıkçası, az önce söylediğim gibi kendilerine bir dünya kuruyorlar ve bu dünya kutsal oluyor.
O dünyayı birileri onlar için kurdu zaten. Kendileri en başından bir din yaratmadı. Bu düşünceyi dinlerin peygamberleri veya farklı inançların kurucuları için söylemek mümkün olur ancak. Ki bu bile doğru olmaz.
@Berryli Tam anlamadım bu dediğinizi ama tartışmanın bağlamını kuvvetlendirecek iki güzel kitap önerebilirim:
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
Okültizm, Büyücülük ve Kültürel Modalar
ve
İnisiyasyon, Ayinler, Gizli Cemiyetler
İnisiyasyon, Ayinler, Gizli Cemiyetler
Ömer
Ömer
yani ilkel bir toplumun bir köyünde yaşam mücadelesi veren bir insan bu düşünce içinde olamaz demek istedim. Öneriniz için teşekkür ederim. Belki bakarım bir ara
@Berryli önerdiğim kitaplarda veya klasik antropoloji kitaplarında bile bu düşünceden çok daha fazlasını yaşayan ilkelleri görebilirsiniz. Rica derim.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.