Bilinçle birçok şeyi açıklayamayız evet. Kişiliğimizin, seçimlerimizin, davranış kalıplarımızın oldukça kısıtlı bir alanını oluşturuyor çünkü. Milisaniye düzeyinde ölçüm yapılan bazı deneylere göre bilinçle verdiğimizi sandığımız kararlarımızın çoğu bilinçdışından kaynaklanıyor ve bilincimiz bu otomatik akışın yalnızca sonucuna nezaret ediyor gibi duruyor. Bu illa kötü bir şey de değil her zaman tabi. Birçok pratik ve ustalık gerektiren eylemi de bu şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Bilinçdışının muazzam gücüyle boğuşup mücadele etmek yerine onu dolaylı şekilde yönlendirmek ve belli durumlara maruz bırakmak veya bırakmamayı seçerek daha uzun vadeli bir planlama yaratma imkanı sağlayabiliriz bilinç ile. Neyse bambaşka bir konuya dalmayalım buradan ama kısacası demem odur ki, sizin de belirttiğiniz gibi davranışların yüzeydeki nedenleri değil, arka planda işleyen içgüdüsel refleksler bizi yönlendiriyor.
Bilinçdışının bir dil gibi yapılanması benzetmesi halen daha zihnimde tam anlamıyla yerli yerine nedense oturmamış olsa da kabaca kastedilen şeyi evet anlıyorum. Bilinçdışı belirli bir şablon, düzen ve sadelikten ziyade çok karmaşık bağlantılar ve süreçler barındırabilir. Olmadık bir renk bir hissi, farklı bir koku yıllar önceki bir anıyı, bir hayvan silüeti alakasız bir kabusu tetikleyebilir belki. Ölçüp, biçip, tartıp rasyonel bir tepki de vermez ayrıca. Yani konuyu dağıtıyor olabilirim de herhangi bir dil modeli bence bilinçdışına göre çok daha derli toplu, düzenli, kurallı, nispeten daha makul olacaktır. Tabi bu dediklerim anlık tasavvurumu yansıtıyor ve nereden ele alacağıma göre değişerek bilinçdışını bir şekilde bir dil yapılanmasına da benzetebilirdim.
İnsan zihninin kendini ben olarak inşa etmesi ve ilişkilerini anlamlandırması gibi meselelerde dilin önemini atfetmekte haklısınız. Dil ayrıca hafıza açısından da oldukça önemli bir yere sahip olsa gerek diye düşünüyorum. Bir tasarı zihinde inşa edilebilse bile bunu düzgün şekilde hafızada depolayıp saklayabilmek adına belli bir formatta, tekrar çağrılabilir korunaklı bir yapıda nöronlarımızda muhafaza edebilmeliyiz. Aksi halde her şey akıp giden bir nehir gibi anlık yaşanmaya daha yatkın olabilir.
Bu tür konularda biraz daha net şekilde gerekçelendirilmiş sağlam bilgilerle daha aydınlatıcı bir şeyler edinirsem veya farkına varırsam tekrardan irdelemek isterim ben de. Biraz alelade yorumlamış ve bazı temel hususları gözden kaçırmış da olabilirim. Yine de bazı konulara inceden bir değinmiş olmak bile faydalı hissettiriyor. Bu sıralar zihin vs. işlerinden gına geldi ve çıtır çerez modda devam edeceğim ama zihni anlama yolculuğunda daha çok biyolojik yapıdan ve evrimsel gelişim aşamalarından yola çıkmayı doğru bulan biri olarak o kitabı okumayı istiyorum elbette. Değerli yorumlarınız için teşekkürler.