Gönderi

Bir Olma Yanılsamasının Çözülüşü
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 10:43
Lacan okumalarımın en zorlu durağı oldu Yine/Hâlâ. Sık sık takıldığım, ilerleyemediğim, geriye döndüğüm zamanlar oldu. Fakat Lacan’a duyduğum hayranlık bu yolculuğu tamamlamamın en büyük teşvikçisiydi. Bence Lacan’ın bu metni anlaşılmak için değil yeniden düşünmek için yazılmış gibi. Bu zorluğun sebebini belki de kitabın şu cümlesi en iyi açıklar: “Okumanın bizi hiç de anlamaya mecbur kılmadığını söylememde haklılık payı var. Önce okumak gerekir. (s. 76)” Günlük hayatta özellikle insan ilişkileri üzerine anlamlandıramadığım birçok şey Lacan’la anlam kazanıyor. Neyin, ne sebeple olduğunu veya olmadığını artık daha berrak bir zihinle görebiliyorum. Zira Lacan'ın da dediği gibi: “Gerçek, konuşan bedenin gizemidir, bilinçdışının gizemi. (s.153)” Bu gizemi çözmeye çalışırken anladım ki aslında hepimiz dilin içinde bir sürgünüz: "Ben konuşmakla ondan kendimi yoksun bırakayım diye yaratılmamıştır bu dil. (s.155)" Özellikle aşk illüzyonu üzerine anlamlı ve çözümcü tavrı, hayatımdaki birçok denklemi çözen bir noktada duruyor. Kitabın genelinde tespit ettiğim ana temalar: "bir olma yanılsaması", "söylem" ve o kaçınılmaz "aşk-nefret gerilimi." Lacan aşkı bir duygu olarak değil bilinçdışının işleyişine bağlı bir yapı olarak ele alıyor. Bu nedenle “Her türlü aşk, iki bilinçdışı bilgi arasındaki belli bir ilişkiye dayanır. (s.169)” Bu bakış, aşkı romantik bir bütünlük arzusundan çıkarıp yapısal bir eksiklik alanına yerleştiriyor. Nitekim Lacan’ın psikanaliz için çizdiği sınır da tam burada beliriyor: “Psikanalizin kendi bölgesini kurmak için çekmeyi başardığı bir çit: Nefretlisevgi. (s. 106)” Aşk ile nefret arasındaki bu gerilim, öznenin bölünmüşlüğünü görünür kılıyor. Dilin içinde konumlanan özne, söylediği ölçüde var oluyor hatta belki de yalnızca o ölçüde: “Hiçbir şey —olduğu söylendiği ölçüde var olması dışında— yoktur. (s.161)” Sonuç olarak Yine/Hâlâ, yoğun ama zihni açan bir metin. Birleşmenin değil eksikliğin, uyumun değil yapısal gerilimin kitabı. Nikomakhos'a Etik Aristoteles Platon (Eflatun) Şölen Empedokles Soren Kierkegaard Sigmund Freud Écrits Arthur Rimbaud René Descartes
Yine/HâlâJacques Lacan · Metis Yayıncılık · 2020114 okunma
·
1.097 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Anlaşılmak için yazmadıysa güzel, çünkü anlamadım. 😂 Yine Lacan, yine alıntılar kafamda tam net bir yere oturamıyor. 😬 Bazen özellikle anlaşılmamaya çalışan tiplerden mi acaba diye düşünmüyor değilim. Konu da ince detaylı ve derin. Ama incelemeyi okuyunca biraz daha anlamlandırabildim emeğinize sağlık.
Dilek Bilgin
Gönderi Sahibi
Sheldon Çok teşekkür ederim, konuyu çok yerinde toparladınız. Bilinçdışını kurallı bir sistem gibi değil de daha çok çağrışım ağları ve tetiklenmeler üzerinden düşünmek bence de makul. Bu başlık gerçekten tek seferde tüketilmiyor, siz de çok iyi örneklediniz. Ben de Pinker’ı ilerlettikçe konuya yeniden dönüp düşünmek isterim. 🙏
Güzel bir inceleme olmuş kaleminize sağlık Dilek Hanım. 👌 “Her türlü aşk, iki bilinçdışı bilgi arasındaki belli bir ilişkiye dayanır." bu kısmı sesli düşünce hak verdim. Muhtemelen bizim bir çok davranışımızda bilinçdışı faktörler etkili.
Dilek Bilgin
Gönderi Sahibi
♛hakan♞kutlu♛ Hakan Bey, Teşekkür ederim. Bakış açınız çok değerli. Ben de bilinçdışının etkisine katılıyorum. Lacan’da bunun özellikle dil ve söylem üzerinden kurulduğunu düşünerek okudum.