Yorum

Muhayyîr isimli okurun asıl gönderisini gör
Bu yorumunuz Tanrı'yı ahlaki bir özne olmaktan çıkarıp mekanik bir zorunluluğa indirger. Ancak eğer Tanrı'nın iradesi varsa, yaptığı seçimlerin bir amacı ve bu amacın da ahlaki bir değeri (iyilik) olması gerekir. Ayrıca Eşari ve Maturidi arasındaki tanım farkı, 'kötülük' gerçeğini ortadan kaldırmaz; sadece insan aklının bu mutlak iyiliği kavrama biçimindeki sınırları gösterir. Yani kötülük bir 'tanım' sorunu değil, varlıksal bir problemdir.
Tanrı'ya irade atfetmek filozoflarca acizliktir. Bir de irade meyilli olmayı, tamamlanamamış olmayı gösterir. Bu tür noksanlardan da filozoflar Tanrı'yı tenzih ederler. Kötülüğün ne'liği noktasında zaten sorun var. Bir şeyin iyi ve kötü olduğunu ne belirliyor?
Muhayyîr
Muhayyîr
Tanrıya irade atfetmek acizlik değil, kudretin ifadesidir; çünkü irade eksiklik değil, seçebilme gücüdür. İyi-kötü meselesine gelince: Eğer bunu belirleyen hiçbir ölçüt yoksa, o zaman ‘kötülük’ diye bir problemden de söz edemeyiz. Yani ya aşkın bir ölçütü kabul edeceğiz ya da tüm tartışma zeminsiz kalacak.
Zukoddd
Zukoddd
hocam siz iradenin ne olduğunu bilmiyorsunuz. Bir şeye olan meyil kudret göstergesi olamaz. Bir şeye olan meyil sürekli tamamlanma isteğinin tezahürüdür. Seçme gücü dediğiniz de zaten yine istek göstergesidir. Buradaki tanrı tasavvurunuz ile alakalı bir problem var. Filozofların tanrı tasavvuru gereği kötülük probleminden söz edilemez, ben bu kanaatteyim.
Muhayyîr
Muhayyîr
Tartışılan konu oldukça kıymetli ancak unutmamak gerekir ki felsefede asıl olan yanıtların kesinliği değil,soruların sarsıcılığıdır.Zira herkesin yanıtı düşüncenin ufkunu biraz daha daraltırken,doğru sorulan bir soru zihni yeni ihtimallere açar. Bahsi geçen kötülük problemi,doğası gereği felsefi bir paradokstur.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.