Sanırım bazı kitaplar bizi etkilediği için değil, bizi bize anlattığı için unutulmaz oluyor. Kuyucaklı Yusuf'u okurken hissettiğim şey de tam olarak buydu. Onun yalnızlığı sadece bir karakterin yalnızlığı gibi gelmedi bana; sanki yıllardır içimde duran ama adını koyamadığım duyguların satırlara dökülmüş hâliydi. Bazen insan kalabalıkların içinde olur, konuşur, güler, hayatına devam eder ama yine de kendini bir yere ait hissedemez. Yusuf'un yaşadığı o yabancılık hissi bana da bunu hatırlattı. Belki de bu yüzden onu okurken sık sık durup düşündüm. Çünkü onun sustuğu yerlerde kendi sustuklarımı, onun kırıldığı yerlerde kendi kırgınlıklarımı gördüm. Sabahattin Ali gerçekten karakterleri çok güzel anlatıyor. Ne güzel ki kitaplar var, ne güzel ki bazen hiç tanımadığımız karakterler bizi bizden daha iyi anlayabiliyor. Güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. 😊🙏🏻