Motosiklet ve doğa tutkunu, gezgin. Lokal kültür ve lokal yemekler, yemek yapmak, müzik, kitap, sinema, tiyatro hobileri .....
seyahat tecrübelerini seyahatravel.com da paylaşıyor
Daima ironik bir hayalci oldum, içimdeki umutları hep aldattım.
Olduğumu düşündüğüm kişiyi rastgele izleyen mutlak bir yabancı gibi,
hayallerimin hezimete uğramasını her zaman zevkle izledim.
İnadığım şeyden hiçbir zaman emin olmadım.
Avuçlarıma doldurduğum kumları altın farz ettim ve kayıp gitmeleri için ellerimi açtım.
Sözcükler benim tek gerçekliğimdi.
Herşeyden önemlisi, ağızdan doğru sözcüklerin çıkmasıydı;
geri kalan herşey o kumdan farksızdı...
İnsan kendi yüzünü görmemelidir; kişi kendisine bakarak en büyük günahı işliyor.
Doğa ona yüzünü görememek ve kendi gözlerinin içine bakamamak gibi bir hediye vermiş. Eskiden ırmakta ve göletteyken kendi yüzüne bakabilirdi insan.
Ve yansımadaki görüntüsünün sembolik olduğunu sanmak zorunda kalırdı. Kendini izlemek gibi bir kepazelik yapmak için eğilmesi gerekirdi.
Aynanın mucidi insanoğlunun kalbini zehirledi...
Uyuyan birini izlerken hissettiğimiz duyguların aynısını yaşıyorum.
Uyurken hepimiz yeniden çocuk oluruz. Belki de uyku halindeyken hata yapamayacağımız ve yaşamın bilincinde olmadığımız için, en azılı suçlu ve en bencil insan, uyudukları sürece doğanın büyüsü sayesinde kutsal sayılıyorlardır. Bana göre bir çocuğu öldürmekle uyuyan bir insanı öldürmek arasında bariz bir fark yoktur...