İslâm'ın ve Kur'an'ın nuru, Rasûlullah'ın dua ve irşadı ile Allah'ın hidayeyi onu "Seyfullah" mertebesine çıkarttı; müslüman olmasından itibaren ona İslâm'ı yüceltmek, şirki ve küfrü, cehli ve zulmü zelil kılmak yolunda kılıcıyla hizmet etmeyi nasip eyledi. Böylece o, mesud ve bahtiyar bir insan olarak bu âlemden ayrıldı.
Hz. Peygamber'in risaletiyle yeniden ve son defa doğan İslâm güneşi, doğudan batıya, kuzeyden güneye, arz-ı meskûnun hemen her yerinde yaşayan insan kütlelerini aydınlatmaya; derin tesirler icra edip bütün beşeriyeti nüfuzu altına almaya muvaffak oldu. Müslümanların, müşterek bir merkezden emir alarak, yalnızca fisebilillah (Allah yolunda) niyetiyle ve ilây-ı kelimetullah (Allah kelimesinin yüceltilmesi) etrafında birleşip Kur'an-ı Kerim'den hız ve kuvvet alarak gerçekleştirdikleri bu fetihler, insanlık tarihinin gördüğü en mühim hadiselerden birisi olmuştur.