Yusuf Kaan

Yusuf Kaan
dum spiro, spero
Düş kırıklığımın temelinde aslında hep aynı şey vardı: İsteklerim gerçekliğin o yıkılmaz duvarına çarpıp, parçalanıyordu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Öyle zaman gelir ki en tatlı mutluluklardan bile bıkar insan, en güzel anılardan bile bıkar, hamurunda vardır insanın gariplik. Filmin en güzel yerinde kalkar yerinden, dinlediği şarkıyı en güzel bölümünde kapatır, çıkarır kulaklığını, en güzel anda bile sıkılır kendisinden.
Başkaları kendi yaşadıkları korkulardan senin de korkmanı bekler.
Eskiden sessizdik, yani bizim çevremiz fazla sakindi. Dostlarımız, komşularımız, insanlar huzuru hep sessizlikte bulurdu. Çok eskidendi bunlar, şimdi gürültü içindeyiz, beyinler gürültülü, sokaklar, ruhlar, inşaat gürültüleri, bağrışmalar, yüksek sesle konuşmalar, kendini belli etme çabası içindeki gereksiz böğürmeler, arabaların beygir kornaları, ses, ses, ses. O zamanlar az görüşürdük insanlarla, az mesaj verirlerdi bize, ya da az söz söylerlerdi, şimdi konuşma bombardımanına tutuyoruz tüm hayatımızı, fazla enerji, fazla iletişim.
Genelde gerçekleri söylediğimde herkesin zamanla benden uzaklaştığını görmüştüm, sonra zamanla anlamıştım. Gerçek fazlaydı bu yaşama, gerçeğin her rengi insanlığa küsmüştü.