Kendi cemiyetinin lideri iken başka bir cemiyetin aktörü olmayı içine pek sindiremeyen Mustafa Kemal, "Bu emrivakiyi kabul etmek zorunda kaldım ve ben de İttihat'ın bir üyesi oldum..." diyordu Ali Fuat'a.
Yafa'ya dönen Mustafa Kemal, hayal kurmaya ve bir sonraki fırsatı beklemeye başladı. Vaktini kitaplarla geçiriyordu. Saray tarafından yasaklanmasına rağmen Avrupa'dan pek çok kitap getirtmişti. En çok ilgilendiği konular arasında Magna Carta ve Fransız İhtilali bulunuyordu. İngiliz Kralı'nın yetkilerini sınırlayan 1689 İngiliz Hakları Bildirgesi'nin ve 1776 Amerikan Bağımsızlık Beyannamesi'nin esaslarını özenle inceliyordu.
Onun yapmaya çalıştığı şey ise kariyer planlamasından ibaret değildi. Bir tür "kusursuz geçmiş planlama" eylemiydi. Geçmişi temiz olmalıydı. Çünkü ancak geçmişi temiz olanlar yarının adamı olabilirdi. Mustafa Kemal, Suriye günlerinde ilk sınavını vermişti. Fakat bu, son olmayacaktı.
O bir karakter adamıydı. Asla yapmayacağı şeyler vardı. Ve ne olursa olsun yapacağı şeyler de. O, bu duruşunu karşı karşıya kaldığı her zorlukta ve her engelde gösteren biri olmalıydı. Çünkü ihtirasları vardı. İleride büyük işler yapmak istiyordu. Büyük işleri yaparken ardında temiz bir geçmiş bulunmalıydı.