Sevdiğimiz kitaplar,anlamadığımız ya da anladığımızı sandığımız ama tekrar okuduğumuzda başka bir anlam,başka bir yön,keşfedilmemiş bir yan bulduğumuz kitaplardır.
Kitapların sözcükleri bütün sessizlikleri deler geçer.Size kendilerini dayatırlar.Okur,sayfa çevirdikçe özgürleşeceği yanılsamasına bağlı kalmış gönüllü bir mahkumdur.Oysa her defasında daha çok kaybolur,içine çekilir,sonunda bu kelime labirentinden kopamaz hale gelir.
Yalnızca yazgısı tarafından berillenmiş bir diğerine,”Peki,senin derdin nedir?” diye sorabilir.
Ve bu yeti,hayata adım attığında onda bulunmaz.
Karanlık gecelerle dolu yıllardan geçmek gerekir,sevdiği her şeyden uzakta,felaket içinde sürüklenerek ve lanetlenmiş olduğu duygusuyla.
Ancak bütün bunların sonunda o,böylesi bir soruyu sorma yetisini edinir ve aynı anda yaşam taşına da sahip olur.
Böylece başkasının acısını iyileştirir.