Biz dünyanın kıyametiyiz.Bu anlamda kendi kendimizin de kıyametiyiz. Bu nasıl bir ironi_ adını insandan alan ilk çağ,antroposen,çok büyük ihtimalle onun sonu olacak.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sürekli geçmiş üretiyoruz.Bizler geçmiş fabrikalarıyız.Canlı geçmiş makinaları,başka neyiz ki? Zaman yiyoruz ve geçmiş üretiyoruz. Ölüm bile çözüm değil. İnsanın kendisi gider ama geçmişi kalır. Sonra tüm bu şahsi geçmiş nereye gider? Onu toplayan,atan birileri var mı? Yoksa rüzgârın sokakta savurduğu eski bir gazete gibi yuvarlanıp durur mu? Tüm o başlayıp tamamlanmamış hikayeler,terk edilen sevgililer,kesilen be kanamaya devam edilen ilişkiler-“kesilen”,sözcük tesadüf değil kasaplık terimi-nereye gider?
Geçmiş çürür mü,yoksa plastik poşetler gibi neredeyse değişmeden etraftaki her şeyi yavaşça ve derinden sehirler mi? Bir yerlerde geçmişi dönüştürecek fabrikaların da olması gerekmiyor mu? Geçmişten geçmiş dışında bir şey yapmakta mümkün mü?
Yaklaşan kitlesel hafıza kaybının hipokampusa ulaşan,beyin hücrelerini yok eden,nörotransmitterleri bloke eden bir virüs gibi bir şey olabileceğinden söz ediliyor. Ve beyin,doğanın bu yüce eseri bir küsür yılda jölemsi bir kitleye dönüşür.Dünyaca ünlü birkaç biliminsanı arıları örnek vererek “colony collapse disorder,koloni çöküş sendromu ismi verilen gizemli yok oluşlarının aslında Alzheimer mekanizmasıyla aynı olduğu ,sadece insan ailesine uygulandığı konusunda uyarıda bulundu.
Geleceğin başarısızlığının bir kısmının tıbbın da başarısızlığı olduğunu biliyorsun.Dünya yaşlanıyor ve üç saniyede bir,bir kişi hafızasını kaybediyor.
Siyasi hesaplarla susanlara ve 'provokasyon' diyenlere inat; gölgesinde hür olduğun bayrağa saldırmak, yediğin ekmeğe ve bastığın toprağa ihanettir. O ay-yıldız senin nefretinle kirlenmez, sadece bu vatana olan aidiyet noksanlığını tesciller."🇹🇷