Yasemin

Yasemin
@ysmngrkynk
-yaşam anlardan ibaret..
Lisans
81 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
@ysmngrkynk·
·
sabitlendi
Fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felâketin içinde kaybetmenin mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!
Reklam
8/10
·416 syf.·
2026 9. kitabı
Yalnızız, Peyami Safa’nın insanın iç dünyasını en derin şekilde anlattığı romanlardan biridir. Romanı okurken sadece olayları değil, insanların ruh hâllerini de görürüz. Bu yüzden eser, klasik bir hikâyeden çok insanın kendisiyle hesaplaşması gibi ilerler. Romanın merkezinde Samim vardır. Samim, çevresindeki insanların sahte davranışlarından rahatsız olan, sürekli düşünen ve daha temiz bir hayat arayan biridir. Gerçek dünyanın bencil ve karmaşık yapısından kaçmak için zihninde “Simeranya” adını verdiği hayali bir dünya kurar. Bu dünya, insanların daha dürüst, huzurlu ve anlayışlı olduğu bir yerdir. Aslında Samim’in bu hayali, modern insanın gerçek hayatta bulamadığı huzuru temsil eder. Romanda yalnızlık duygusu çok güçlüdür. Kalabalık içinde yaşayan insanlar bile birbirini tam anlamıyla anlayamaz. Peyami Safa burada şunu anlatmak ister: İnsan bazen en büyük yalnızlığı kendi içinde yaşar. Karakterlerin çoğu dışarıdan normal görünse de içlerinde korkular, çelişkiler ve mutsuzluk taşır. Eser aynı zamanda toplum eleştirisi de yapar. Batılılaşma, ahlak anlayışı ve insan ilişkilerindeki samimiyetsizlik sık sık eleştirilir. Bu nedenle roman bugün bile güncelliğini korur. Çünkü modern insanın yalnızlığı ve anlam arayışı hâlâ devam etmektedir. Kısacası Yalnızız, insan ruhunu, yalnızlığı ve gerçek mutluluğu arayışı anlatan güçlü bir romandır. Peyami Safa bu eserle okuyucuya sadece bir hikâye sunmaz; aynı zamanda insanın kendisini düşünmesini sağlar.
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
7/10
·160 syf.·
2026 8. kitabı
René Descartes’ın Ruhun Tutkuları adlı eseri, insanın duyguları ile aklı arasındaki ilişkiyi sade ama derin bir şekilde ele alır. Kitap, aslında hepimizin bildiği bir durumu açıklar: hem hissederiz hem de düşünürüz ve çoğu zaman bu ikisi arasında kalırız. Descartes’a göre insan, ruh ve bedenden oluşur. Duygular da bedenin verdiği tepkilerin ruh tarafından hissedilmesiyle ortaya çıkar. Yani hissettiklerimiz sadece zihinsel değil, aynı zamanda fiziksel süreçlerin de sonucudur. Eserde duygular kötü olarak görülmez. Aksine korku, sevgi ya da arzu gibi duyguların insanı koruyan ve harekete geçiren yönleri olduğu vurgulanır. Ancak kontrol edilmediklerinde insanı yönlendirmeye başlarlar. Bu yüzden Descartes’ın asıl vurgusu şudur: Duygular bastırılmamalı, akıl ile dengelenmelidir. Kısacası bu kitap, insanın kendini anlaması için basit ama güçlü bir mesaj verir: Hissetmek doğaldır, önemli olan o duygularla nasıl hareket ettiğimizdir.
Ruhun TutkularıRené Descartes · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,841 okunma
Volkanlar gibi o da kendinden kaçamazdı. Olduğu yerde kalıp çorak toprakları zenginleştirmek zorundaydı.
Sayfa 280
"Hayatı anlamak zorunda değilsin. Yaşaman yeterli."
Sayfa 214
Reklam