Yüksel Ela

Yüksel Ela
@yukselela
Konya 1972 doğumlu. Cerrahpaşa tıp fakültesi mezunu. Anestezi ve reanimasyon, yoğun bakım uzmanı. Roman yazarı. Yüksel Ela
Doktor
Tıp fakültesi mezunu
Konya
Konya, 1 Ocak 1972
4 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
10/10
·583 syf.··
2025 3. kitabı
Roman Eleştirisi: "Işık Doğudan Yükselir" – Elvan Dinçel Elvan Dinçel’in 583 sayfalık kapsamlı eseri *Işık Doğudan Yükselir*, yalnızca bir karakter hikâyesi anlatmakla kalmaz; felsefi, psikolojik ve sosyolojik katmanlarıyla oldukça yoğun bir düşünsel zemin de sunar. Roman, merkezine aldığı Rozelin karakteri aracılığıyla bireysel travmalar, şöhretin bedeli, içsel boşluk ve insanın kendiyle olan savaşı gibi temaları işlerken; anlatımı ve içerdiği metaforlarla okurunu yer yer derin sorgulamalara iter. Anlatım Gücü ve Betimlemeler Romanın dikkat çeken yönlerinden biri, betimleme ve tasvirlerin dengeli kullanımıdır. Ne aşırı süslü ne de yetersiz; anlatımı destekleyen ve karakterlerin ruh halini atmosferle bütünleştiren nitelikte. Şiirler ve şarkılar, romanın içine serpiştirilerek anlatıya hem ritim hem de duygusal derinlik kazandırılmış. Bu estetik dokunuşlar, okuyucunun metinle duygusal bağ kurmasını kolaylaştırıyor. Karakter Çözümlemeleri ve Psikolojik Derinlik Rozelin karakteri, sevgisizlik, ihmal, ihanet gibi travmatik yaşantılarla örülmüş bir geçmişten, şöhretin zirvesine ulaşan ama içsel olarak tükenmiş bir bireye dönüşürken; ruhsal çöküntüsü detaylı biçimde aktarılmış. Yazar, karakterin bireysel gelişim kusurlarını ve psikolojik dalgalanmalarını ustalıkla yansıtmış. “Yüksek dağların rüzgarları da sert olur” cümlesi, Rozelin’in içsel yolculuğunu simgeleyen güçlü bir metafora dönüşüyor. Natüralizm ve Sosyal Gerçeklik Romanın üslubu ve konu tercihleri bakımından, Emile Zola’nın öncülüğünü yaptığı natüralist akımın etkileri açıkça hissedilir. Fakirlik, alkolizm, madde bağımlılığı, fuhuş gibi toplumun karanlık yüzüne dair sahneler cesurca ele alınırken, anlatı yer yer Zola’nın *Nana* adlı eserini anımsatır. Bu karanlık gerçekliğin, sanatın aynasında
1000Kitap
Işık Doğudan YükselirElvan Dincel · Odessa Yayınevi · 202414 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·184 syf.··
2025 2. kitabı
Bir Hayatın İncelikli Seyri Üzerine, Bazı kitaplar, sessiz bir yağmur gibi iner insanın ruhuna. Ceyda'nın hikâyesi de öyle... Bir ömür feryadının sarsıcı yankısı... "Dam üstümüze damlarken..." Şu üç kelime koca bir çocukluk gençlik dönemini anlatmaya yeter mi? Yetmiş. Bir fincanın dibinde kalan telvede gizli nice ömürler gibi... Dedemin Fincanında kelimeler bağrında bir güneş taşıyan minik çiğ taneleri misali ömür dolusu duyguyu barındırmakta. Kimi zaman argo ifadelerle karşılaşıyor okuyucu. Başta bir şaşkınlığa sebep oluyor belki; ama sahnelerin tiyatral kurgusunda, bu ifadeler de yerini buluyor. Öyle değil midir çift maskeli sanatın sahnesinden yansıyanlar. Ve tiyatro, en çok da bir ayna değil midir siz ne iseniz onu gösteren. İşte Ceyda'nın hikâyesi de böyle bir aynaya dönüşüyor. Bazen kahkahalara boğuluyoruz, bazen gözlerimiz doluyor; ama çoğu zaman, düşüncelerimizin derin kuytularında kayboluyoruz. Ceyda, bazen gülümseten, bazen yüreği ince bir hüzne boyayan anlatımıyla, okuyucuyu kendi hayatının kıyısında yürütmüyor sadece; onu bizzat yaşamaya davet ediyor.Ceyda’nın gözlerinden süzülen dünya, her okuyucuya kendi yankısını fısıldıyor. Bu roman yalnızca bir hayat hikâyesi değil; coğrafyasız, zamansız bir kadınlık ağıtı; yürekten yükselen bir iç ses. Satırlar arasında gezinirken, aile danışmanı Nesrin Hanım'ın zarif ve bilgece değerlendirmeleri Ceyda'nın trajikomik anlatımıyla öylesine zarifçe örülmüş ki, bir öğretiden çok, bir yol arkadaşlığına dönüşüyor. Ve sürpriz sonları sevenler için ibretli bir tavsiye, bütünüyle değerlendirildiğinde eşsiz bir hazine. Teşekkürler sevgili Nesrin Mine Karaca, bize kelimelerden örülü bir ömrün ılık nefesini sunduğunuz için. Yeni eserlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum. Kaleminiz daim olsun.
Dedemin FincanıNesrin Mine Karaca · Destek Yayınları · 20257 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2025 1. kitabı
Yamaç Erdoğan tarafından kaleme alınan Çiptilyan distopik bir dünyadan ütopyaya geçişin yalın bir dil ve üslupla anlatılmış hikayesidir. Bir dizi ihanet ve kaoik çatışmaların sonunda gelinen durumun bölgesellikten çıkması, küresel bir bozulmaya yol açması ve bunun karşısında kurtuluş arayışları içinde bilimsel bir ekibin "Kuvayı Milliye" temalı mücadelesi epik bir üslupla anlatılmıştır. Mücadele içindeki biyolojik, teknolojik, tarihsel, spiritual, paranormal, bilimkurgu faktörler kurgusal anlatı içinde başarıyla harmanlanmiştir. Zengin bir hayalgücünün kurgusu akıcı bir üslupla okuyucuya aktarılmasına karşın, isimlendirmelerdeki tercihler ve güncel bazı kişi kurum ve olaylara atıflar mizahi metaforlar olarak okuyucuya hoş vakitler geçirtmekle beraber genel manada bir bütünlük içindeki anlatıyı zayıflatıcı unsurlar olmaktan kaçınamamaktır. Kurguda fazlaca çeşitliliğe girilmesi, ayrıntıya ve tasvirlere yeterince yer verilmemesi, karakter analizlerinde detaydan kaçınılması, duygusal yükün hemen hiç işlenmemesi, diyaloglara yer verilmeden sadece anlatıcı anlatımıyla ilerlenmesi (anlatıcının bir yapay zeka olmasıyla kısmen izah edilebilir) hikayenin geliştirilebilir yönleridir. Kişisel gelişimini mükemmelleştirmiş bireylerin başarısının çiple izah edilmesi, ütopik toplumun belirtilen özgürlükçü yapısıyla tezat teşkil etmesi açısından okuyucu için cevap arayan önemli bir soru olarak durmaktadır. Eleştiriye açık yönlerinden birisi de Vadigit-01 in bazı noktalarda neredeyse tanrısal bir güce erişmesi ve olayları kontrol etme becerisinin zaman zaman gerçeklik ve inandırıcılık algısından uzaklaşmasıdır. Ancak bu durum, hikâyenin epik ve hamasi anlatılarıyla iç içe geçmesinin doğal bir sonucu olarak görülebilir. Çiptilyan, sade bir hayali ütopya öyküsü değildir. Aynı
ÇiptilyanYamaç Erdoğan · Koç Yayınları · 06 okunma