• Diktatörlüğün getirdiği bağnazlık inanılmaz bir etkileyicilikle çıkıyor karşımıza.Kitabı okurken o kadar etkilendim ki boğuluyormuş gibi hissettim.Karamsarlık,zavallılık ve kısır döngüye çevrilmiş çaresizlik bu kadar güzel anlatılabilir.Elbette ütobik bir kitap, yazıldığı yıllar için; ancak içinde bulunduğumuz yıllar çok mu farklı bilemiyorum.Ya farkında değilsek, dışardan bakmak mümkün mü?
  • "İnsan için hep haklı olduğuna inanmak kadar büyük
    zavallılık düşünülemez."
    Dücane Cündioğlu
    Sayfa 36 - kapı
  • Şekil, şişelere; öz, şişelerin taşıdığı gül suyuna benzer. “Şişeleri kırın” diyor, büyük Mevlâna, “kırın ki, peşinde olduğunuz şeyin bir ve aynı olduğunu göresiniz.” Bir ve aynı olan gül suyunu unutarak şişelerin boy ve renkleriyle uğraşmak, ne büyük zavallılık...
  • Trabzon'da güpegündüz evinin önünde küçücük bir kız çocuğu cinsel istismara uğrarken, sokak kamerası kayda almış. Görüntüler midemi bulandırdı, insanlığımdan utandım, izleyemedim. Nasıl bu denli alçak, pislik ve boğazına kadar boka batmış bir ahlaksız sürüsü içinde birlikte yaşıyoruz düşünemiyorum. Çünkü düşündükçe deliriyorum. İşin daha vahim tarafı ise belediyede çalışan o adi pislik önce gözaltına alınmış sonra serbest bırakılmış. Sosyal medyada tepkiler artınca da zahmet edip tutuklamışlar. Dilerim o savcı ve mahkeme heyetinin çocuklarının tek bir teline dahi zarar gelmeden, bu ülkede önceliğin çocuklarımızı korumak olduğunu anlarlar. Yoksa onlar da o sapığın yanında saf tutmuş olurlar.

    Türkiye öteden beri mi bu boyutta korkunç ve insanlığı utandıran bir zavallılık içindeydi, yoksa yeni mi bu aşamaya geçti bilmiyorum. Fakat bildiğim tek şey var, din kitap dedikçe, buna paralel olarak ahlaksızlık, hırsızlık, yalan-dolan, üç kağıt, emek sömürüsü, zulüm, kadın ve çocuk cinayeti arttı. Yazıklar olsun bunlara ses çıkarmayanlara, kendini insan sananlara, zulümden, baskıdan yana alkış tutanlara, lafa geldi mi çocuk kutsayıp göz önündeki istismarlara çanak tutanlara. Allah bin türlü belanızı versin o.ç.
  • Bazı kadınlar serseridir bayım; iyi küfreden, yiğitçe seven, delikanlıca kederlenendir bazı kadınlar. Yiğitlik de, delikanlılık da böyle kadınlara yaraşır asıl, siz erkeklere değil! Bir bak yüzüme şimdi; paranı, statünü yapmacıklığını al ve defol buradan!

    Bazı kadınların mevsimi kıştır bayım; kedim ve kitaplarım yeter bana. Sana bakınca cinsiyeti erkek olan bir zavallılık görüyorum yalnızca ; şimdi pasta yapmak ve şarap içmek istiyorum. Evime evsiz çocukları alıp yıkamak, intiharını planlayan kim varsa çağırıp parti vermek istiyorum. Sen beni anlayamazsın bayım; bas git şimdi!

    Bazı kadınlar, egolarınızı omurganızdan bile daha itici buluyor bayım. Ya da omurganız mı egolarınızdan daha itici; emin değilim açıkçası! Sizi,bir komiye ya da bir seyyar satıcıya nezaketsizlikle seslenirken görmek, her konuda ahkam keserken tanık olmak siz sığlıklara, benim gibi konar göçer kadınlar için ah nasıl bir katlanılmazlık halidir bilemezsiniz bayım.

    Kalmak mı istiyorsun yanımda, dinle o zaman! Ben bir adamı sevmiştim bayım. Kırk yaşında, hiç sevişmemiş, balkonu çiçeklerle dolu ve en sevdiği yemek enginar olan bir adamdı. Suskundu, yorgundu, can`dı…Yün eğirdik onunla biz bir gece ve yün eğirirken aşık olduğumu duyumsadım ona. Tuttum elinden, yatak odasına geçtik beraber, yatağa uzandık yan yana Sarıldı bana, yanağımı okşadı ve ne güzel susmuştuk, öyle ince, öyle derin…Bağrıma bağrıma bastım onu ve uyuduk biz. Ben bir daha böyle güzel, böyle keyifli uyumadım bayım. Senin, senin gibilerin güleceği, makaraya saracağı şeyler paylaştım o adamla. Bamya ayıkladım mesela; sen, bir kadınla bamya ayıkladın mı hiç? Böyle boktan bir adamsın işte sen! İçtim onunla; sarhoş oldum ve beni yatırıp üzerimi usulca örttüğünde, babamı anımsayıp gözlerim doldu…Gerçi ne anlarsın böyle şeylerden sen! Siz erkeklerde nefret ediyorum bayım; içine edeyim zihniyetinize de, anlayışınıza da sizin!

    Bazı kadınlar ahlaksızdır bayım; benim gibi yani! Ciğerinizin içini bildiğim için ahlaksızım ben; siz her haltı yapıp da ahlaktan dem vurunca, bunu yüzünüze çarptığım için ahlaksızım, bana bakınca meme gördüğünüzü, kalça gördüğünüzü anladığım için ahlaksızım, canım isteyince seviştiğim, canım istemeyince sevişmediğim için ahlaksızım, güya düzenli bir aile hayatınız varken, aklınızın nelere işlediğini farkında olduğum için ahlaksızım… Bu arada düzenli aile hayatı ne demek bayım; yalan dolanlarla, ikiyüzlülüklerle dolu bir hayat olmasın bu, hı?

    Sevmedim sizi bayım; lilanın nasıl bir renk olduğunu bilmezsiniz ve bir İran filmi bile seyretmezsiniz benimle. O adamı, o canı çok özlüyorum ben… Neyse, ahlakınızı başınıza çalmanızı dilerim en yakın zamanda! Milli ve manevi değerlerinizin sizi nasıl rezil ettiğini farkınıza varmanızı dilerim… Sonracııma, dininizin, imanınızın yüzümde acı bir gülüş bıraktığını belirtmeden de geçemeyeceğim ayrıca!

    Görüyorsun işte,ben hanım hanımcık olmayan bir kadınım bayım; bugün annesiz babasız çocuklar gelecek evime ve ben onları yıkayacağım. Bebe şampuanı almam lazım marketten; sence niye bebe şampuanı kullanıyorum çocukları yıkarken; cevap veremiyorsun değil mi hödük!

    Ah bayım! Partiye çağıramıyorum seni, özür dilerim… Çünkü bu partiye yalnızca intiharını planlayanlar davetli…

    Sana bir sır vereyim; çocukları yıkarken intiharımı planlayacağım bayım…
  • S. Zweig' e dair okuduğum ilk kitap. Açıkçası yoğun teorik bilgi içeren kitaplara ara verip okumuş oldugum için beni dinlendirdi. Betimlemelerle dolu , insanın ruhuna dokunan , ve biraz olsun kalbin sesini dinlemeye yönelten bir hikaye. Realist bakış açısına dikte ettirilmiş insanlari , sadece kitap bitene kadar da olsa yumuşatabilir zannımca. Kitap bitince mi, ahh evet gerçek dünya..
    hiç kimsenin masum bir sevgi için hayatın sunduklarını göz ardı edemeyeceği, sevgiyi daha doğrusu sevgi zannettikleri o şeyi lüksün, gösterişin içine sığdırmaktan , kalıplara sokmaktan başka türlü düşünmediği bir kaos ortamı. Zavallılık ruh hali içinde , mükemmelliyetçiliği yaşadığını zannetmekten ibaret. Aşk, zevk kavrami içinde yok olup gitmekte. Ruha dokunmadan sadece bedenlerde yaşanilasi hal almış. Oysaki ne kadar da yazık..