Kitabı ilk okurken sanki bukowski'den bozma bir kitap okuyormuş gibi geliyor. Her şey bir anda oluyor, yola düşüyorlar ve her şeyi boş veriyorlar. Zaman geçtikçe ana karakterin sakinlik hastası olduğunu, Betty'nin ise yangın gibi olduğunu daha net anlıyoruz. Betty Blue'nun Bukowski ve beat kuşağı yazarlarına göre daha entelektüel kaldığını söylemeliyim. Betty'nin yaşadıkları tamamen moderniteye uyum sağlayamayan bir yapısından kaynaklı: Kendisine kötü davranan kadına çatal saplayıp dövmesi, bir potansiyel sahibi ana karakterimizin romanı için sürekli uğraşması ve en sonunda geçirdiği kriz... Bu kitap benim için gerçekçi bir maceraydı...
"Neden hiç şansımız yok?
Çünkü biz bahtsız zavallılarız..."