Oturmayı kalkmayı, yemeyi içmeyi, giyinip kuşanmayı, konuşmayı dinlemeyi bilmeyen; gerçek bir hobisi, gayesi olmayan hödük bir ‘varlıklı’ modeli var. Tek varlığı para. Onunla da ne yapacağını bilmiyor. Her yerde sakil, her yere yabancı. Zeytinyağındaki su, çorbadaki saç kılı.
İntiharı göze almak için mutlağa susamış olmak gerekir.Ama herşeyden şüphe edilerek de intihar göze alınabilir.bu gayet anlaşılırdır. İnsan ne kadar mutlağın peşinde koşarsa, ona ulaşamadığından, okadar şüpheye batar, bu da büyük bir ihtirasın tersi, büyük bir girişimin, büyük bir ihtirasın olumsuz neticesi olacaktır. Mutlak kovalamaca olan, şüphe ise geri çekilmelidir. Tersine olan bu geri çekilme durmak bilmediğinde, ussal bir teşebbüs için erişilmez olan aşırı uçlara toslar. Bu gidiş başlangıçta sadece bir yöntemdi, şimdiyse kendinin ötesine yol alan her şey gibi bir baş dönmesidir. Sınırlara doğru ilerlemek veyahutta gerilemek, herhangi bir şeyin derinliklerini yoklamak kaçınılmaz olarak Özyıkım ayartısıyla karşılaştırmakdır.Dostoyevski şöyle özetler;
"Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler; ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak Yoksa hangi balık boğmuş kendini, hangi serçe atlamış damdan?"
SDÇ