"bir memur kendisinin ve zevcesinin maişetini temin edecek kadar ücret alabilir. hizmetçisi yoksa onu da tutabilir. evi yoksa o da hesaba girebilir. bundan ötesi haddi tecavüzdür..."
ben yaşarken vurdular çocukları,
sahiden olabiliyormuş,
ben inanmıyorumdum o kadar.
sahiden vurdular,
sahiden konusu bile geçmişten açıldı,
sahiden sebep konuştuk ve sahiden suçladık.
mesele biraz daha farklı,
daha derin değil,
daha başka.
düşününce kan solumuyor muyuz?
ciğerlerimize ceset kokusu konuk olmuyor mu?
konuk umuyoruz.
ummayan kim?
bağırmayan, yazmayan, ağlamayan,
bir kez olsun yumruğu sıkılmış uyanmayan kim?
nehirlere kan karışmıyor mu?
biz kan içmiyor muyuz?
insan insanla kardeş değilse,
hiç mi görmedi birini?
bir başkasına hiç mi çarpmadı?
hiç mi sığınmadı?
hiç mi ihanete uğramadı?
hiç mi ihanet etmedi?
mesele büyük değil,
derin değil,
apaçık, ortada ve dumana karışmış durumda.
mesele ileri değil,
pay değil,
şimdi, acı ve ölü sesleniyor.
seven insan acır,
islamlığı bitmez tükenmez günahların baskı silindiri diye gören nasipsiz nefsler, hele ham softanın elinde, dâvanın hikmet ve dinin rahmet cephesini görmezler, nasipsizliklerini büsbütün ikmâl kolaylığına ererler. bu bakımdan ham ve softanın dine zararı, bilmeden, çok yerde kâfirin zararından daha ağır...