Hak teâlâ atmosferde yani hava denizinin içinde kardan ve doludan nice yüzbin dağlar yaratmıştır. Yeryüzünün bir tarafına kar ve dolu gönderecek olduğunda bununla görevli melek Mikâil (a.s.)’a emir verir. Mikâil de vekili olan İsmail’e emir verir; o da her yağmur damlasını Hak tarafından murad olunan yere ulaştırmak üzere bir melek görevlendirir. Nitekim Hak teâlâ: “Gökteki dağlar (gibi büyük bulut parçaların)dan bir dolu indirir” (Nûr, 24/43) buyurmuştur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Rüzgarın, yağmur yağması ve bitkilerin yeşermesi gibi pek çok şeye yararı vardır. Yüzlerin güzelleşmesi, hayatın muhafazası ve eşyaya tazeliğinin sağlanması gibi sayısız faydaları vardır.
Hak teâlâ ruhlar âlemini yaratıp iki bin yıl kadar zaman geçtikten sonra cisimler âlemini var etmiş, altı günde arş-ı âlâdan karanlıklara ve perdelere varıncaya kadar bütün âlemlerin tamamını bir düzen ve intizam içine koymuştur. Bundan sonra büyük melekleri arş-ı a‘zamın ayağında yerleştirip Yüce zâtından korkan ve saf tutan (hâffûn ve sâffûn) melekleri için arşın çevresini mekân eylemiştir. Diğer büyük meleklere ise, mertebelerine göre belirlenmiş makãmlar bağışlayıp bir kısmını kürsîde, bir kısmını sidrede, bir kısmını hamd sancağı (livâi’l-hamd) altında ve bir kısmını da cennette hûri ve hizmetkârlarla birlikte iskân eylemiştir. Meleklerin binlerce çeşidiyle gökleri, yeryüzünü, denizleri ve cehennemi doldurmuştur. Hak teâlâ onları karada ve denizlerde olan yaratıklarına hizmetkâr kılmıştır. Cehenneme dolan melekler zebânîlerdir. Ruhlar bölük bölük askerler gibi gökleri ve yeri kuşatmış olan İsrâfîl’in sûru içinde olup her sınıf kendi mertebe ve derecesine göre makãmını bulmuştur.
Kuran hükumleri kıyamete kadar bâkîdir, ortadan kaldırılamaz. Hükümleri hiçbir şekilde değiştirilemez. Rasûlullah’ın hicretinden bu güne kadar kamerî takvime göre sene, 1170 olmuştur. (M. 1756) Şu halde zamanın son demleri olup dünyanın ömrü tükenmiştir. Kıyamet yaklaşmıştır; edep ve hayâ, muhabbet, bağlılık, doğruluk ve gönül rahatlığı kaybolup gitmiştir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v)’in haber verdiği kıyamet şartlarının pek çoğu gerçekleşmiştir.
Ey varlığı mutlak gerekli (vâcibü’l-vücûd) olan Allah’ım! Ey verenlerin ve cömertlerin en hayırlısı! Sonsuz rahmetinin nûrlarını üzerimize saç! Ve senin yüce zâtını hakkıyla tanımayı bize kolay eyle!
Allah’ım! Seni tesbih ederiz. Ve biz, senin öğrettiğinden başkasını bilmeyiz, senin anlattığından başkasını anlamayız. Senin gönlümüze ilhâm ettiğinden başka hakikate dair bilgimiz (marifetimiz) yoktur. Çünkü sen her şeyi hakkıyla bilensin. Bütün işlerinde hikmet sahibisin; her şeye hakkıyla hükmedensin. Cömertsin, ikram sahibisin. Çok esirgeyicisin, merhametlisin. Âmin.
Ey rahmetiyle kullarına yardım eden; bağışlayanların en merhametlisi.