"Bana kalırsa, izah tarzlarımız yanlış. Bana öyle geliyor ki, ne alın yazısı, ne yazan, ne yazılan, ne de yazılmış şey var. Olmakta olan, boyuna şekil değiştirerek akıp giden, başsız ve sonsuz bir oluş. Bu oluş içinde ferdin sevinci yahut kederi . . . "
"Alın yazısı varsa, cennet cehenneme, mahkemelere, muhakemelere ne lüzum var? Bir katili yargılayıp hapse sokmak yahut asmak, Zülcelale isyan olmaz mı?"
"Hakim de kul olduğuna, onun da bir alın yazısı bulunduğuna göre, o da Zülcelalin levhi ezeldeki emrini yerine getirmiş olacak ki . . . "