Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Umutsuz bir durumla karşılaştığımız, değiştirilemeyecek bir kaderle yüzyüze geldiğimiz zaman bile,yaşamda bir anlam bulabilecegimizi asla unutmayalım. Çünkü o zaman önemli olan şey,kişisel bir trajediyi bir zafere,kendi zor durumunu bir insan başarısına dönüştürmek ve sadece insana özgü eşsiz insan potansiyeli olabildiğince goğüslemektir
Kisi, hizmet edeceği bir davaya yada seveceği bir insana kendini adayarak ne kadar çok kendini unutursa, o kadar çok insan olur ve kendini de o kadar çok gerçekleştirir.
Örneğin "pazar günü nevrozu" nu, yani haftaicinin yoğun işlerinin telaşından sıyrılan ve kendi içlerindeki boşluk belirginleşti zaman yaşamlarının içerikten yoksun olduğunun farkına varan insanların yaşadığı tatil deprosyonunu ele alsın. Birçok intihar olayı, bu varoluşsal boşluga bağlanabilir...,bu ayrıca emeklilerin ve yaşlı insanların yaşadığı krizler içinde geçerlidir.
Varoluşsal boşluk temel olarak kendini can sıkıntısı durumunda dışavurur. İnsanlığın bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uc arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkum olduğunu söyleyen schopenhauer'i anlayabiliyoruz. Gerçekte bugün can sıkıntısı, bunaltidan daha çok soruna yol açmakta ve elbette psikiyatristlere çözüm bekleyen daha çok sorun sunmaktadır.