Allah'ın seni bir iyiliğin öznesi yapması, Allah'ın sana iyiliğidir; sadece senin iyilik yaptığın kişiye İyiliğin değil, senin Allah'a iyiliğin hiç değil! O iyiliği, Allah sensiz de yapabilirdi ama sen yapasın istedi; seni iyiliğin enstrümanı yapmak istedi. Sana düşen, içinden iyilik gelip geçtiği için sadece mahcup olmaktır, sadece şükretmektir."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kanlı bir sömürü düzeninin iğrenç yüzünü, keşif ve bilimselliğin maskesiyle örtmek istediler. Ve her şeyden öz bizim buna inanmamızı istediler, ki ekseriyetimiz inandı da! Ancak cevabı verilmeyen milyonlarca soru var önümüzde. İçlerinden sadece bir tanesini sormak istiyorum: "Avrupalılar 1800 yıllarında Afrika'yı keşfettiklerini ilan ettiler ve tarih kitaplarına böyle yazarak her birimizi bu bilgilerle eğittiler. Ancak Avrupalılar Afrika'yı nasıl keşfetmiş olabilir ki? Afrika'nın o dönemki kralı (Om) Müslümanken???"
Akıl ve zekâ birbirinden çok farklı mefhûmlardır.
Bu nedenledir ki Rabbimiz bizlere Kur'an'ımızda sık sık "akledin, akletmez misiniz?" buyurarak aklın üstünlüğüne vurgular yapar.
İslâm'da mükellefiyette böyle işler zaten. Farzlar ve cezalar "akıl" sahipleri içindir! Mesela bazı otizm türlerinde çocuklar ileri derecede zeki olurlar. Onlarca basamaklı sayıları toplayabilir, kendi kendilerine dil öğrenebilirler. Ancak akledemedikleri için mükellef değillerdir. Buradan da akıl ve zekanın bambaşka mefhumlar olduğunu anlayabiliriz. Bu hakikati asla unutmamak lazımdır ki; insan eliyle üretilen hiç bir mekanizma "akıl” sahibi olamaz.
Hiçbir bilimsel gelişme, insanın kutsal yaratılış hakkını gasp etmemelidir.
Bizler toplum olarak tik-tok akımlarına boğulmuşken, birileri "klon organ bankası" hakkında konuşuyor.
"Banane bundan" deme hakkı yoktur hiçbir Müslümanın. Hedef kendisiyken üstelik!