• Yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti derken insanların her anı, davranışı, düşüncesi, hatta duygusu kayıt altında. Hangi durumlarda hangi reaksiyonları, hangi bilgi ve tecrübeye dayanarak verdiği neredeyse gerçek zamanlı olarak tespit edilebiliyor. Dolayısıyla tercih edilmesi istenen sonuç için sebep oluşturacak duygu ve düşünceyi tetikleyecek ortam, ilişki ve etkileşimin bileşenleri doğru inşa edilirse istenen sonuç doğal olarak tercih edileceği gibi, tercih eden de bu sonuçtan tatmin hissedecektir.
  • İnsan bilincinin hizmetçisi olarak doğan yazı, giderek insanın sahibi haline geldi. Bilgisayarlarımız Homo sapiens’in nasıl konuştuğunu, hissettiğini ve hayal kurduğunu anlayamadığından, biz de bilgisayarların anlayabilmesi için Homo sapiens’e sayıların dilinden konuşmayı, hayal kurmayı ve hissetmeyi öğretiyoruz.
    Üstelik bununla da kalmıyoruz. Bilgisayarların ikili yazısını baz alan yepyeni bir yapay zeka oluşturulmaya çalışılıyor. Matrix ve Terminatör gibi bilimkurgu filmleri, ikili yazının insanlığın oyunlarına taktığı yuları atıp özgür kaldığı bir gelecekten bahseder. İnsanlar isyankar yazı biçiminin kontrolünü tekrar ele geçirmeye çalıştığında, o da insan türünü ortadan kaldırmaya çalışır.
  • Öncelikle şunu belirmeliyim ki ülkede zihnin felsefesiyle ilgilenen, bu konuda eser veren çok az araştırnacı var. Bu yönüyle çok değerli. Kitaba gelecek olursak, yazar filozof David chalmers'ın "Niçin ve nasıl bilincim var?" sorusundan yola çıkarak beynimizdeki nöral faaliyetlerle, fenomenler dünyasının etkileşimini ele alıyor. Ve o yanıtlanması zor soruyu soruyor:nedir bilinç? Bizi zombi olmaktan alıkoyan ne? Ya bilinçsiz robotlarsak? Şu anda bilinçli olduğunuz kanıtı nedir? Bu incelemeyi otomatik bir yapay zeka yazıyor olmasın? :)
  • ''Değişim kaçınılmaz'' diyerek dünyada fazla insana gerek duymuyorlar. Ve ''öteki'' görülen ''gereksiz'' insanın ''modern kıyımla'' sonunu hazırlıyorlar! Daha iyi, daha zeki, daha sağlıklı ve hiç sorunsuz ''insanı'' kendileri yetiştirecekler.
    Bill Gates'in yapay zeka alanının en büyük girişimcilerinden olması şaşırtıcı mı? Bir eli tohumda, diğer eli aşıda ve kafası yapay zeka projesinde olmasının anlamı açık değil mi? ''Modern öjeni'' bu!
  • .
    Merhaba
    .
    Merhaba Farsça kökenli bir kelime olup “benden sana zarar gelmez” anlamına gelir. Çoğu selamlama kelimesi, merhaba gibi benzer iyi niyet belirtileri taşımaktadır. Fakat büyük oranda anlamı bilinmeden kullanılmakta. Bilerek ve anlaşılarak kullanıldığında inanılmaz etkileyici.
    Yaşama dair her şeyi, iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini, siyahı, beyazı paylaşmak niyetiyle..
    Merhaba o zaman ….

    Farkında Olmak

    Farkında olmak diye bir durum var aslında. Maalesef çoğu zaman farkında olamadığımız. Meselâ yaşama amacının farkında olmak. Yaradılıştaki mükemmelliğin farkında olmak. İnsanlar arasındaki farklılığın yaşama kattığı heyecanın farkında olmak. Çocukların masumiyetinin farkında olmak. Gülün kokusunun, gökkuşağının yedi renginin farkında olmak. Annenin yavrusuna olan şefkatinin farkında olmak gibi. Büyük bir kısmımızın farkında olamadığı hatta farkına varmak için çaba sarf etmediği bu örnekleri çoğaltmamız mümkün tabiî ki. Bunun en basit nedeni belki de insanın kendisinin farkında olmamasıdır. Yaptığı her işten somut bir şeyler bekleyen düşüncelerin bu farkında olamadıklarımızı fark etmesi çok zor gibi görünse de öyle değil aslında. Çünkü farkında olamadıklarımızın büyük bir kısmı somut, yani beş duyu organımızla görebiliyoruz, duyabiliyoruz , hissedebiliyoruz. Sorun hissettiklerimize değer biçmede belki de. Yoksa güneşin batışını görüyor, gülü kokluyoruz. Balı tadıyor, bülbülün şakımasını duyuyoruz pek âlâ. Ama bunların nasıl oluştuğunu düşünmüyoruz. Göremediklerimiz, duyamadıklarımız kısacası hissedemediklerimiz ise daha etkileyici. Bunları düşünmek bile akıllara zarar veriyor. Düşünsenize bir ananın şefkatini. Bunu hangi matematiksel denklemle açıklayabiliriz ki.
    Steven Spielberg ‘ in yönettiği Yapay Zeka isimli bilim kurgu filmini izlediniz mi bilmiyorum. Eğer “farkında olmak” eylemi ile izlenirse o aslında sadece bir bilim kurgu filmi değil farkında olmak eylemi aynı zamanda. Filmden çıkardığım, daha doğrusu aldığım mesaj şu oldu; insanları farklı kılan sahip olduğu insanî duygulardır. Filmde insanlar temizlik, üretim, hatta eğlendirme gibi çeşitli amaçlar için, mekanik olarak mükemmel denilebilecek robotlar yapıyor. Bir şirket ise devrim olarak nitelediği projesinde bir çocuk robot üretiyor. Mekanik olarak bir çocuk robot yapıyorlar ama, çocuk robotun annesini sevme duygusunu ona nasıl vereceklerini bulmakta zorlanıyorlar. En sonunda çocuk bunu elde edebilmek ve de annesini sevebileceğini ispat edebilmek için masal perilerinden medet umuyor.. Mümkün mü ?

    Geçenlerde bir arkadaşımdan aldığım elektronik posta ekinde düşündüren bir hikaye okumuştum. Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı. Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş. Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş... Köy, kasaba, ülke dolaşmış; bu arada zaman da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona : -Şu karşıki dağları görüyor musun? Orada yaşlı bir bilge yaşar.İstersen ona git, belki o sana aradığın cevabı verebilir." demişler.Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge: "Sana bunun cevabını söylerim; ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor." demiş. Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de zeytinyağı doldurmuş. "Şimdi çık ve bahçede bir tur at, tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et, kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin. Eğer bir damla eksilirse kaybedersin." Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış: "Evet, kaşıktaki yağ eksilmemiş. Peki, bahçe nasıldı ? " demiş. Adam şaşkın şaşkın : "Ama ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki..." demiş. "Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun. Kaşık yine elinde olacak; ama bahçeyi inceleyip gel." demiş bilge. Adam tekrar bahçeye çıkmış, gördüğü güzellikler büyülemiş onu. Muhteşem bir bahçedeymiş çünkü. Geri geldiğinde bilge adama: " Bahçe nasıldı?" diye sormuş. Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülümsemiş: "Ama kaşıkta hiç yağ kalmamış" demiş ve eklemiş : - Hayat, senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün; hayatın akıp gider, sen farkına varmazsın. Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın, akıp giden zamanın anlam kazanır. Yani demek istediğim o ki: Hayatın Anlamı, Senin Bakışlarında Gizlidir...

    Dünyanın yuvarlak olduğunu ispatlayan ünlü bilim adamı Galileo’nun bahsini ettiğim konuyla ilgili güzel bir açıklaması var. “Her şeyi bilme şeklindeki bu kendini beğenmiş küstahlığın temeli hiçbir zaman hiçbir şeyi anlamamış olmaktan başka bir şey değildir. Bir kerecik de olsa, tek bir şeyi tam olarak anlama deneyimi olan ve bilginin nasıl elde edildiğini gerçekten duyumsamış olan bir kimse, hayatta kendisinin farkında olmadığı, kendisinin hiç anlamadığı, sonsuz sayıda başka hakikatlerinde var olduğunu fark eder.”

    Sonuçta, farkında olamadığımız bir sürü şey var aslında. Ama biraz kafa yormak bunların farkına varmamıza yeter de artar bile.
    ✒ derkenar
  • Araştırmacılar, geliştirdikleri yapay zeka uygulaması ve kafaya takılan kulaklığa benzer bir cihaz yardımıyla iç konuşmalarımızı yazıya dönüştürmeyi başardı.