"Tanrım, değiştirilebilen ve değişmesi gereken şeyleri değiştirme cesaret ve gücünü; değiştirilemeyecek şeyleri olduğu gibi kabul etme olgunluğunu ve ikisi arasındaki farkı anlayabilecek bilgeliği bana ver."
(Kitabı kafamda canlandırırken bazı yerlerde farkında olmadan o işi başaran kadınken bir erkeği onun yerine koyar buldum kendimi, erkek egemen kültür bilinçaltımıza bir şekilde işlenmiş maalesef ki. Bu kitap da ön yargıları kırarak kadının gücünü, güzel bir şekilde örnekleriyle sergiliyor.) | Erkekler söz konusu olduğunda, bilimdeki başarıları onların kolaylıkla
elde edebileceği doğal bir şey olarak görülür. | s.11
Pamuğun kırışma sorunu, malzemenin zayıf hidrojen bağlarının sonucuydu. Moleküler düzeyde kumaş, hidrojenle bir araya gelmiş güçlü selüloz zincirlerinden meydana gelmektedir. Pamuk yıkanınca, selüloz zincirlerinde dağılmaya yol açıyordu. Bu esnada hidrojen atomları hiçbir şey yapamıyor, düzeni koruyamıyordu. İpten veya kurutucudan
çekildiğinde bile pamuk kıyafetlerde kırışıklıklar meydana geliyordu. Selülozu düzleştirmek için ütüye ihtiyaç vardı. s.249
"Genelde hastalığın kaçınılmaz sonucu veya onunla ilişkili bir şeymiş gibi görülen
semptomlar ya da rahatsızlıklar, çoğu kez hastalığın semptomu bile değildir. Aksine çok başka bir şeyin belirtisidir. Temiz havaya, ışığa, sıcaklığa, sessizliğe, temizliğe, dakikliğe ve besinlerin verilmesindeki özene duyulan ihtiyacın belirtileridir." Örneğin yatak yaraları, hemşirelerin doğrudan kontrol altına alabileceği bir şeydi. Nitekim bu yüklerin
hastadan bakıcıya aktarılması, bu alandaki çalışma felsefesinde sismik bir şok yaratmıştı. s.216