Tam yazın başlangıcında, kendi kişisel yürüyüş rotalarımı ve tempomu artırdığım bir döneme denk gelmesiyle beni ziyadesiyle mest eden, tam bir "doğru zamanda doğru kitap" tecrübesi oldu
Onca felsefenin, insaniyetin, nezaketin ve haşmetli vecizenin ortasında, yanıltıcı ve boş bir dış görünüşten, faziletsiz şereften, irfansız akıldan ve mutluluk barındırmayan hazdan başkası yok elimizde.
Sevim Burak alışılmış biçimde yazan bir yazar değil. Onu anlayabilmek için biraz sabır gerekiyor. Diline ve ritmine alıştıktan sonra ise okuruna gerçekten farklı bir okuma deneyimi sunuyor.
Noktalama işaretlerinin, klasik cümle yapılarının ya da düz bir olay örgüsünün peşindeyseniz ilk başta zorlayıcı gelebilir. Ama metinlerinin dünyasına girdikçe parçalı yapısının ve dilindeki kırılmaların bilinçli olduğunu hissediyorsunuz.
Yaşamının bir bölümünde moda tasarımı ile uğraştığını okumuştum. İşte öyküleri de kumaşları kesip biçip birbirlerine teğellemek gibi. Çok uğraşılmış, üzerine çok düşünülmüş öyküler. Dolayısı ile okuyucusundan da emek bekliyor.
Öykü severlerin mutlaka tanışması gereken yazarlardan biri olduğunu düşünüyorum. Ama klasik anlamda “hikâye anlatan” bir yazar beklemeyin.