Hiç kimseye saygı duymayan biri sevmekten de vazgeçer, sevgi olmayınca kendini oyalamak ve eğlendirmek için ihtiraslara ve kaba zevklere kendini kaptırır ve işlediği kusurlarda bir hayvanın düzeyine iner, bütün bunlarsa insanlara ve kendine sürekli yalan söylemekten ileri gelir. Kendi kendisine yalan söyleyen biri, herkesten önce kendisi gücenir. Ama gücenmek bazen insana çok hoş gelir, öyle değil mi? Oysa insan, hiç kimsenin kendisini gücendirmediğini, bu gücenikliği kendi kendine uydurduğunu ve laf olsun diye yalan söylediğini, bir sahne yaratmak için her şeyi abarttığını, bir kelimeye
aklını taktığını ve pireyi deve yaptığını bilir, kendisi de bunun farkındadır ama yine de ilk kendisi gücenir, tatlı ve büyük bir zevk duyma derecesinde gücenir, böylece de işi Han gerçek bir düşmanlığa kadar vardırır
En başta kendi kendinize yalan söylemeyin. Kendi kendisine yalan söyleyen ve kendi yalanını dinleyen o
hale gelir ki, artık ne kendisindeki, ne de çevresindeki hiçbir gerçeği ayırt edemez, bu yüzden de hem kendisine, hem de başkalarına saygısızlık eder
İhtiyaç duyulduğunda kırıntısı bile gösterilmeyen sevginin, ihtiyaç duyulmayan bir zamanda defalarca hem de fazla fazla gösterilmesi bir anlam ifade eder miydi?
...Ellerindeki oyuncak bebeklerin alınıp, gerçek bebekle yaşam mücadelesi vermeye mahkûm edilen ve hepsinin sadece en büyük hayalinin okumak yazmak olduğu çocuk gelinler...