Suç ve Ceza'yı nasıl incelemem gerektiği hakkında herhangi bir fikrim yok çünkü edebiyat dünyası için gerçek anlamda bir başyapıt. Dostoyevski bu kitap sayesinde hayatıma girmiş oldu. bu yazımda kitap incelemesinden çok beni etkileyen iki karakterden bahsetmek isterim bunlardan ilki Sonya... onun yaşadıklarını, ruh dünyasını okurken ister istemez kuvvetli bağ kurdum onunla. Yedi günahtan birini işlemiş olmasının ona yaşattığı acıya rağmen ailesi için yaptığı fedakarlık, hayatını hiç etmiş olması, onların mutluluğu için kendi mutsuzluğuna katlanmayı göze almasına hem çok üzüldüm hem de hayran kaldım. Utangaçlığı ve karakterinin o ince işleyişi beni ona yaklaştıran en büyük etkenlerden oldu. Sonya içimizden biri tanığımız biri aslında. Suç ve Ceza'dan konuşmuşken Raskolnikov'a değinmemek haksızlık olur. olay onun iç dünyası üzerine şekillenip bu şekilde son buluyor. Psikolojik olarak çok zor günler yaşayan geçim sıkıntısının ağır bastığı yaşamın içerisinde Raskolnikov hayatı, adaleti, iyiliği ve kötülüğü sürekli sorgular hale gelmiş ve nitekim cinayetle sonuçlanan durumda iç hesaplaşmaları bitmeyip en yoğun olduğu dönemler başlamıştır. Psikolojik yönün ağır bastığı eser beni, kendimi de sorguladığım bir duruma getirdi. Yer verilen her karekterden ayrı ayrı bahsedilmesi gerekir. Dunya, Razumihin ve diğerleri. İşin içine Dostoyevski kalemi de girince bitmesini istemediğim bir kitap halini aldı. naçizane henüz okuma fırsatı bulamayanlara şiddetle tavsiye ettiğim bir eser.