İnsanın ruhsal yolculuğu bir merdiven gibi değil, bir sarmal gibi ilerler; aynı noktaya benzer duygularla dönsek de her dönüşte yeni bir farkındalık kazanmış oluruz.
İslam, insanı ilişkilerden azade bir varlık olarak değil, bağlar içinde sorumluluk taşıyan, bu bağlar sayesinde terbiye olan bir varlık olarak ele alır. "Sana iyi gelmeyen insanları hayatından çıkar," çağrısı, kişinin ailesiyle, kökleriyle, topluluğuyla ilişkisini neredeyse otomatik olarak problemli ilan edebilir. Oysa bazı ilişkiler zorludur ama vazgeçilmezdir; yorucudur ama öğreticidir; gerilimlidir ama insanı büyütür. İslam'ın ilişkileri bu denli önemsemesini de insanın ancak ilişkiler içinde sabrı, merhameti, adaleti ve sorumluluğu öğrenebileceğine dair güçlü bir hatırlatma olarak nacizane görmekteyim.
Hayat, uzun bir yolculuk. Yol bazen dümdüz ve kolay, bazen kaygan, bazen taşlı ve engebeli, bazen dik bir yokuş, bazen de derin bir tümsek. Biz ise bu yolculukta yoluna devam etmeye çalışan sınırlı yolcularız. Yanımızda taşıdığımız bedenimiz, zihnimiz ve kalbimiz bu yolculukta kullandığımız aracın parçaları gibi. Direksiyonda oturan kişi biziz. Hangi yöne döneceğimize, hangi istikameti seçecegimize düşüncelerimizle biz karar veririz. Duygularomız aracın sinyal göstergeleri gibi. Yolun ve aracın durumuna dair bize uyarı verirler, dikkatimizin nereye yönelmesi gerektiğini hatırlatırlar. Bu aracın kusurları var. Yakıtı bitince ilerleyemez, bakımı yapılmazsa yolda kalır. Ve ne kadar iyi şoför olursak olalım yolun şartlarını tamamen kontrol edemeyiz. Kaygan bir virajda direksiyon hâkimiyetini kaybedebilir, aniden çıkan bir engele çarpabiliriz. İşte bu yüzden bu yolculukta sadece direksiyona hâkim olmak yetmez, bizi koruyup gözeten bir rehberin varlığına inanmaya ve güvenmeye de ihtiyacımız vardır.
Psikoterapi, bilgi, eğitim gibi araçlar bu yolculukta birer harita ve yol arkadaşı gibidir. Bize yön gösterir, yükümüzü hafifetir, bazen zor yolları biraz daha kolaylaştırır. Ama yolun yokuşunu tamamen kaldırmaz, yağmuru durdurmaz, taşları yok edemez. Öngörümüzün artması her şeyi öngörebileceğimiz anlamına gelmez. Bilgimizin artması tecrübemizin arttığı anlamına gelmez. Ders almamız yeniden yaralanmayacağımız anlamına gelmez. Çünkü bu yolculuk, tam da bu iniş ve çıkışlarla anlam kazanır. İmtihan dediğimiz sey bütün bu deneyimlerle ilgilidir.