Erdal DEMİRKIRAN..
İlk incelemeye bu kitapla başlamak istemezdim..
Ortaokuldayken yazarın, " Sadece Aptallar 8 Saat Uyur" isimli kitabını okumuştum. Etkilenip birkaç kitabını daha eklemiştim kütüphaneme.
Eleştirdiğim birkaç şeye değinmek istedim.
Erdal Demirkıran neredeyse tüm kitaplarında bahsettiği ben en iyisiyim bakış açısına burada da yer vermiş.
Naçizane, insanların " ben yaparım, ben her şeyin üstesinden gelirim, başaramayacağım hiçbir şey yoktur " gibi söylemleri aslında biraz içi boş şişirilmiş cümleler gibi gelir bana .
İnsan aslında en çok burada yıkılır; kesinlikle yaparım dediği şeyleri yapamadığını gördüğünde.
Fazlaca gayret ve sonrasında tevekkül ile başlanmalı başlanacak şeye..
Olmazsa bir hayır vardır demeyi bilmeli insan.
Mükemmel olmak zorunda hissettigimizde fıtratımızda olan kendini eksik görme hissiyle, hiçbir zaman mutlu olamamak gibi bir sorunla da karşılaşabiliriz.
Dünyanın en akıllı insanı benim demek yerine( yazarımızın kendisini nitelendirdiği gibi) yapacağı şeyi en iyi şekilde yapmak için ugraşmalıdır insan..
En kelimesi devreye girdiği zaman insan sürekli bir kıyas ve yarış içinde hissediyor kendini. Başlayacağı işe başlamadan, belki de başlayamadan bırakıveriyor.
İnsan en demek yerine kendini farkedebilmeli, kendini tanımalı..
Her insanın zirve noktası farklıdır aslında, bunun farkına varmalı. Yapamamak, başaramamak ihtimali her ne olursa olsun göz önünde bulundurulmalı..
Sözün özü denge içinde olunmalı ne ben en iyiyim ne de en iyi olmak zorundayım.. Yapabileceklerimin en iyisini yaparım, sınırlarımı zorlarım.. Olmuyorsa 'ya nasip' der, yoluma başka bir şekilde devam ederim.
Kısacası yazarın tarzı hiç bana göre değildi. Bitirmeye bile tahammül edemeyeceğim zannettim.
Bu arada
Bakmayın kitaptan bir kaç alıntı yaptığıma. ':)
Ne