Kitabı okuduktan hemen sonra ağırlıklı olarak duygularla yazılmış bu incelemeye, 1 sene sonra rasyonalite katarak küçük düzeltmeler yapıyorum.
İbrahim’in sorguda olduğu sıralarda, babasından birkaç isteği olmuştu. Fakat öncesinde, babası Ali Kaypakkaya, küçük oğluna söz verdiği için küçük oğlunun 19 mayıs gösterisini seyrediyordu. Bu sırada bir eli de İbrahim’e götüreceği yazıların üstündeydi, gizli gizli ağlamaya başladı. Karısı yanında onu dürttü, “Neden sen her yerde böyle yapıyorsun, şimdi burada çocuğu mahzun etme” dedi. Fakat Ali Kaypakkaya şöyle dedi: “Gözümün önüne İbrahim geliyor, bir zamanlar o da aynı elbiselerle gösterilere çıkardı. Şimdi ayakları kesilmiş, kolu kanadı kırılmış, yürüyebilir mi, yürüyemez mi belli değil zincirli mi boş mu belli değil; karanlık hücrelere kapatılmış... Onu düşünüyorum...”
İbrahim Kaypakkaya. Namıdiğer İbo. TKP/ML kurucusu. TKP/ML Maoist bir örgüt, benim görüşlerimle uyuşan bir örgüt değil. Mustafa Kemal’e, Kürt hareketine ve diğer birkaç konuya bakış açımız birbirinden ayrılıyor.
Ancak ülkemizde 68 kuşağı anmaları bilinçsizce yapılmaktadır. Bugün en çok Denizler’in anılmasının sebebi insanların fikrî olarak Deniz’e İbrahim’den yakın olması değildir. Bilindiği gibi Deniz sıkı bir Marksist-Leninist’tir. Toplumun değil Maoizm, Marksizm-Leninizm hakkında bile pek bilgi sahip olmadığı şu şartlarda Deniz’i fikir yakınlığı sebebiyle anması beklenemez. Çünkü Deniz ne kadar anti-emperyalist ise İbrahim de o kadar anti-emperyalisttir. Burada Denizlerin idamının ülkenin gündemine oturmasından dolayı yıllardan beri anmalarda başı çektiğini söyleyebiliriz; zira İbrahim gizlice öldürülmüş, cesedi çuvalda verilmiş, üstü örtülmeye çalışılmıştır.
İncelemenin bu kısmından sonra ismini arkadaşları, yoldaşları arasında anıldığı gibi, İbo