📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yaşam anlamsız, acımasız, aptalca, ama yine de görkemlidir, insanla eğlenmez (bunun için us sahibi olması gerekir çünkü), öte yandan insana bir solucandan daha çok ilgi duymaz, özellikle insanın doğanın bir kapris ürünü ve zalim bir oyunu olduğu görüşü, insanın kendisini çok önemsediğimden içine düştüğü bir yanılgıdan başka şey değildir. Bir kez biz insanların işinin doğadaki bir kuşun, bir karıncanınkinden daha zor değil, tersine daha kolay ve daha güzel olduğunu görmemiz gerekiyor. Bir kez bizler yaşamın acımasızlığını ve ölümün kaçınılmazlığını sızlanıp yakınarak değil, bu umarsızlığın tadını çıkararak kabullenip benimsemek zorundayız. Ancak doğanın tüm iğrençliğini ve anlamsızlığını benimsedikten sonra, bu hoyrat anlamsızlığın karşısına dikilip onu anlamlı bir nitelik kazanmaya zorlayabiliriz. Bu, insanın üstesinden gelebileceği en yüce ve biricik şeydir.
Geri kalan şeyleri hayvanlar insanlardan daha iyi başarır.
Anlamsızlık nasıl bir solucan için bir üzüntü kaynağı oluşturmuyorsa, insanların çoğu için de asla bir üzüntü kaynağı sayılmaz. Ne var ki, bu üzüntüyü duyup bir anlam arayışına soyunan az sayıdaki kişiler insanlığın anlamını oluşturur.
Sık sık yorgun düşer, inancımı ve cesaretimi kaybederim; ama inaniyorum ki, söz konusu durumlarla savaşılmaması tersine insanın kendini onların eline bırakması, bazen ağlayıp bazen boş kafayla pineklemesi gerekir. O vakit görülür ki, arada geçen zaman içinde insanın ruhu hep zinde kalmış, insanın içinde bir şey yine de ileri gitmiştir.
"Davranış biçimim ve yaşam karşısındaki tutumum doğru mudur acaba?" diye sormamalısınız kendinize, çünkü böyle bir soruya alacağınız yanıt yoktur, bir davranış biçimi bir ötekisi gibi doğru ve yerindedir, her davranış biçimi yaşamdan bir parçadır. Sizin soracağınız soru daha çok şu olmalıdır: "Madem nasılsam öyleyim bir kez, madem içimde diğer pek çok kişiye yabancı gereksinim ve sorunlar barındırıyorum, her şeye karşın yaşamı göğüsleyebilmek ve mümkünse ondan güzel bir şeyler kotarıp ortaya koyabilmek için ne yapmalıyım?" Yüreğinizin gerçekten en derin köşesinden yükselen sese kulak verdiniz mi, böyle bir soruya şu yanıtı alırsınız: "Madem bir kez başka türlü değil de böyle birisin, diğer kimseleri ne senden başka türlü oldukları için kıskanmalı ne de onlara hor bakmalısın; nasıl ki kendi vücudunu, ismini, soyunu sopunu vb kaçınılmaz bir şey olarak kabulleniyor, onaylıyor, yanlarında yer alıyor, bütün dünya karşı çıksa da bu tutumundan vazgeçmiyorsan, ruhunu ve gereksinimlerini de öylece kabullenip benimsemelisin.