Şehirlerin unutuşu da yıkımla olur. Önce bir anıyı unuturuz, ama hiç olmazsa unuttuğumuzu bilir, hatırlamak isteriz. Sonra unuttuğumuzu da unuturuz ve şehir kendisini hatırlamaz olur. Bize acı veren ya da bizde hafıza kaybına yol açan yıkım yerleri, başkaları için yeni hayallerin başladığı bir yer olur sonunda.
İstanbul'un sırrı sınıflanmamış, düzenlenmemiş, bilgisi ortaya konmamış, içinde yaşayanlarca anlaşılmamış olmasıdır. Kalabalıkların, şehrin tarihten gelen zenginliğini kat kat üstüne eklemlenmiş uygarlıklarını, onlara sahip olmadan, bir yabancı gibi yalnızca sezerek yaşamasıdır burada hayat tarzı.
İstanbul, bana kalabalık içinde bir yalnızlık olduğunu hatırlatır hep. Bitip tükenmeyen bir uğultunun içinde, yorgun insan sesleri ve nefesleri hissederim.