Sonuna kadar bir merakla okudum ki sormayın. Japon Klasikleri beni genelde şaşırtıyor. Akışta veya olayların kilitlendiği noktalarda bir sonraki adımı öngöremiyorum.
Suezo, O-Tama'yı metres olarak ister. O-Tama da ihtiyar ve yoksul babasını rahat ettirmek için bunu kabul eder.
O-Tama genç ve güzel bir kadın. Yeni taşındığı evinde kendini oyalamaya başlar.
Okada ise bir üniversite öğrencisi. O-Tama ile bir aşka düşer...
Başta da dediğim gibi sonunu kestirmedim ama kısa hoş bir hikaye diyebiliriz.
Okuyalım okutalım :)
Yaban KazıOgai Mori · İthaki Yayınları · 20234,281 okunma
Auschwitz-Birkenau, Yahudi soykırımının en ağır yaşandığı toplama kamplarından. 1 milyondan fazla insanın yerleştirilip çok az bir kısmının kurtulduğu o kamp... (Kitapta 1,76 milyon Yahudi'nin öldürüldüğü de geçiyor ama resmi veri mi bilemedim.)
Auschwitz Kütüphanecisi ise tutsak olan 14 yaşındaki Dita Kraus'un hikayesi.
31. blok çocuklar ve ailelerin bir arada kalmasına izin verilen aile kampı. Auschwitz tutsakları blokta gizli bir okul kurar. Blok sorumlusu Fredy Hirsch, gizlice içeri sokulan kitaplarla ilgilenmesi için Dita ile konuşur. Dita zaten kitapları çok sevdiği için teklifi kabul eder.
Kampta kitaplar kesinlikle yasak ve bu yüzden çok dikkat gerektiren bir görev. Sadece 8 kitap var ve bunlar güvenli bir şekilde öğretmenlere verilmeli, gün sonunda gizli yere götürülmeli.
Bir yandan kamptaki açlık, susuzluk, kötü hijyen koşulları bir yandan da SS (Schutzstaffel, Nazi Almanyası koruma timi) subaylarının tutsaklara davranışları, Doktor Mengele'nin (Josef Mengele, angel of death) tutsaklar üzerine deneyleri ve canice yaptığı otopsiler... Hayatta kalmak şansa bile bakmıyor. Mermi insan hayatından daha değerli.
Hikaye çok ağır. Acı içinde okudum. Masum çocukların yaşadıkları... Kelimelerimle anlatamıyorum.
Bu acının tatlı bir tebessümü yok ama Dita Kraus hâlâ yaşıyor. İşte biz de buradan çıkan hikayeyi okuyoruz.