yani bilmiyorsun
başına yıkılacağını bildiğin evin içinde oturmanın korku harbini
bilmiyorsun
ellerini bırakacağını bildiğin birinin gölgesine yaşamaya çalışmanın ağırlığını
bilmiyorsun
bu oda
bu sessizlik
bu cendere
kaç intihara gebe
kaç ölüm doğuruyor ama yine sana dönüyor
her sabah.
bilmiyorum
neşter tutan elim bir gün senin elini tutabilecek mi?
bu kadar ufak sürprizleri var mı hayatın?
veya herkesin aşk fahişesi kesildiği bu dönemde
bu küçük detayların bile boğazıma dizilmesini düşünerek mi geçireceğim?
*
banyodayım
30 dakika önce seni izliyordum
şimdi ise duvarı, fayansları
polisi arayıp, birazdan burası kan gölüne dönecek demek istiyorum
ama ihtimaldir ki
ben gitmeden gelirseler tüm bu kaos sadece bir aptallığa dönecek
buna hazır değilim
sana da değilim
sen hiç değilsin
biz hiçbir şeye hazır değiliz sevgilim
erkekler ağlamazların dünyasında
kime nasıl anlatacağım
seni
gebe bir kadının çığlığında ıkına ıkına yanımda tuttuğu mu?
ben sana çoktan kaybettim sevgilim
ben seni bulduğumda hiç ettim.
"Zamansızlıktan mıdır nedir; gece, bugünün gittiğini söylüyor. Korkular azalmış, nüfus değişmiş. Üstelik bir sigara daha için uzanırken, içinde “z” harfi geçen ayları uzatmak istemediğimi farkettim. Keskindi, ağır tahrik barındırıyordu."
içimde biriken onca şeye rağmen, dikili tutuyorum ağzımı.
çünkü hiçbir şey seni bana bağlamaya yetmeyecek
ve bu hisler,
toplumun önünde teşhir edilmeme engel olmayacak
bu bir masumiyeti ispat kavgası değil ama
boyun eğmek çok ağrıma gidiyor.