Dünya, mutsuzluğumuzun bizim suçumuz olmadığını söyleyen siyasetçilerle doludur. Mutsuzluğumuz ya hükümetin bize yaptığı ya da bizim için yapması gerekip de yapmadığı şeylerden kaynaklanır. Vatandaş olarak bizler, mutluluk peşinde koşarken felsefeden değil siyasetten medet ummaya teşvik ediliriz. Seneca veya epiktetos okumaya değil sokaklarda gösteri yapmaya ya da milletvekillerine şikâyet mektupları yazmaya özendiriliriz. Daha önemlisi, hükümetin yetkilerini ustalıkla kullanıp bizi mutlu edecek yetenekte olduğunu iddia eden adaya oy vermeye gayretlendiriliriz.
Seneca, " insan kendini perişan olduğuna ikna ettiğinden dolayı perişandır," der. Bu yüzden şu öneride bulunur: "Eski acılarınıza yakınmakla ve şu namelerle artık işiniz kalmasın: 'Benim çektiğimi kimseler çekmemiştir. Ne çilelere, ne kötülüklere katlandım ben!' "
Hem zaten "Sırf bir zamanlar mutsuzdum diye mutsuz olmanın " ne anlamı var?