Virginia Woolf ile sonunda tanışabildim. Çok anlaşılmaz olmasından korkuyordum, öyle değildi ama çok konuşma dilinde yazıldığı için değişik bir okumaydı.
Virginia Hanım, sen bunları tam 100 yıl önce söylemişsin ve 100 yıl sonra özgür kadın yazarlar olacağını da ümit etmişsin. Birçok kadın yazar var gerçekten. Ama benim aklımda bir soru var. Bu gayret, bunca çaba değdi mi? Yani bazen kadınlar öne çıksın, kadınlar yazar olsun gibi nutukların bir aşağılık kompleksinden kaynaklandığını düşünüyorum. "Kadınlar fabrika işçisi olsun, kadınlar otobüs şoförü olsun" deee niye olsun?
"Çünkü erkekler olamayacağımı söyledi." Eee arkadaş sen zaten erkek egemenliğinde ev hanımı değil miydin? Şimdi de yine erkeğin lafından hareketle işçi olmak istiyorsun. Aynı kapıya çıkmıyor mu? Kendin ne yapmak istiyorsan yap, kimseyi takma o zaman. Ayrıca kitapta Jane Austen örneğinden bahsediliyor. Çelişki var burada. Jane Austen ne evlenmiş ne çocuğu olmuş ne de odası varmış. Oturma odasında yazmış ve çok başarılı olmuş. Demekki şart değilmiş oda.
Daha önce de yazmıştım. İngiliz kadın yazarlar çok başarılı ve ünlü. Kadın kadın olarak kalsın ve nasıl istiyorsa öyle yaşasın. Yazar olmak istiyorsa oda şart değil bence. Odam yok diye yazar olmuyorsa da olmasın zaten.
Ayşe dizisini izledikten sonra kitabı da hemen bitirdim. Su gibi aktı zaten. Müthiş değişik bir hayat, ilham olacak bir kadın.
Tanıştığımıza memnun oldum Ayşe Hanım...
Bu kitaba tam 3 yıl önce başladım. Büyük umutlarla ve heyecanla almıştım ancak çeviri o kadar kötü ki! Çevirmen işinde iyi olabilir ama bilmiyorum bir sorun var, yani sanki twitterda fan hesabı çevirisi yapıyor gibi yapılmış. Yazarların dediklerini çeviriyorsun arkadaşım. Ayrıca yazım hataları da var ve anlamakta zorlanıyorsunuz. Başta dedim herhalde bu yazarlar böyle anlaşılmaz konuşuyor ama yok herkes mi böyle olur. Timaş'tan hiç beklemeyeceğim bir kitap. Bitirmek için eziyet çektim. Tek katkısı bana birçok iyi yazar tanıttı.