Haftasonu sabahları bitirilen kitaplar...
Özledim o günleri.
Heinrich Böll'ü bir hikayesi ile tanıdım. Hikaye seçkisi olan bir kitaptaki en iyi 3 hikayeden biriydi. Sonra kitaplarını araştırırken "Ve O Hiçbir Şey Demedi" ismiyle karşılaştım. Konusuna falan bakmadan "bunu okumalıyım" dedim. Ve çeviri Behçet Necatigil. Vay. Mükemmel bir çeviri, çok doğal, yormayan, akan... Kitap da çok güzel. Severek evlenmiş bir çiftin İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşadığı zorluğu anlatıyor. Bu yazar benim favorilerime girebilir çünkü buram buram bir duygu yoğunluğu ve edebiyat var.
Başka kitaplarda görüşmek üzere Böll.
Okuduğum 6. Jose Saramago kitabı. Saramago'nun alışık olduğumuz karmaşık tarzı bu kitapta yok, cümleler ve diyaloglar oldukça anlaşılır.
Bu apartmanda yaşayan insanlar bir aile, eş, çocuk olmasının dışında hayatta var olabilmenin çabasındalar ve hepsinin ödediği bedel birbirinden farklı. Tutsak olduğunu düşündüğü şeyden uzaklaşınca özgürlükte debelenme, hayatı yaşamanın sırrının peşinde koşma, egemenlik, sırlar, iftira, aldatma, uzaklaşma... Hayattaki bütün duyguları bir apartmanda komşu evlerde görebiliyoruz. Büyümenin, olgunlaşmanın ve yaşama bir şekilde tutunabilmenin farklı mücadelesini veriyor hepsi. En etkilendiğim kısım Amelia teyzenin yaşadığı pişmanlık sonrası hayal kırıklığı içinde bocalayan ve günlüğüne sığınan yeğeninin dileğini yerine getirmesi. Güzeldi...
Çatıdaki PencereJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2021856 okunma
-"Neden çalışmıyorsun peki?"
-"Neden olmasın? Çalışmamak benim suçum değil. Yani, dünya kötü. Daha da abartarak söylemek gerekirse, Japonya'nın Batı'yla ilişkileri kötü olduğu için çalışmıyorum. Birincisi, Japonya kadar borçlanıp fakirlikten titreyen başka bir ülke yok! Bu borçları ne zaman ödeyebileceğimizi düşünüyorsun? ... Batı baskısı altındaki milletlerin kafaları rahat olmayınca doğru düzgün iş yapamazlar. Bir hayli kısıtlanmış bir eğitim alıyorlar... Ahlakın çöküşü de başladı.