O hâlde; iyiliklerini sayıp dökmenin kınandığı, iyilik yaptığında o iyilik sebebiyle bir beklentiye girmenin yasaklandığı ve başkalarına göstermek için iyilik yapmanın inkârcıların bir vasfı olarak anlatıldığı bir kitaba ve gürültüsüz patırtısız güzelliği asaletle taşıyan bir Peygambere (sav) gönülden inananlar olarak, "imaj devri"nin PR ürünü insanlarından birine dönüşebilir miyiz?
Tüm yanlışları düzeltme telaşına düşerken, bir de bakıyoruz ki kendi yapabileceğimiz doğruları ihmal etmişiz. Başkalarını ikmal edelim derken kendimizi imal edememişiz.
"En büyük zannedilen gamları unutturacak gamlar vardır; Allah bir lahza içinde mağlupları galip, mahzunları memnun eder. Bazen de bir acıyı unutturmak için yeni acılar verir."
İç dünyası temiz olmayan birinden güzel davranışlar beklenemeyeceği gibi, davranışa dönüşmeyen bir iç temizliği ve iman da kişiyi meziyet sahibi yapmaz.
İnsani tekâmül, ancak inanç, irade ve amelin aynı hedefte birleşmesiyle mümkündür.