"Bu akşam nedense daha canlı gibisin. Dün iyi uyuyabildin mi?"
"Ancak bir saat uyudum."
"Bir saat?"
"Ama benim için sorun değil. Beyin hücrelerim bol miktarlarda yenilendiği uyku sorun olmuyor. Sıkıntısız zamanlarda uykuya gerek yok. Uyku vücudu değil, beyni dinlendirmek için gerekli.
Cun normal olmaya çalışıyor. Normal yaşamak kolay değildir. Ana baba, öğretmenler ve devlet köle gibi çalışıp, can sıkıcı bir yaşam sürmeyi öğretir; normal bir yaşantının nasıl olduğundan bahsetmezler bile.
Anlatan Amerikalılar kabullenme sözcüğünü sıkıntıyla kullanıyorlar. Sabretmek sözcüğünü kullanan hiç olmuyor. Sabretmek sözcüğü birçok anlamda Japonlara özgü galiba. Amerikalılar bu konuşmaları yaptıktan sonra, yalnızlığın niteliğinin farklı olduğunu düşünmeye başladım ve Japon olduğuma sevindim. Gerçekler ve koşulları kabullenebilmek için harcanan çabanın getirdiği yalnızlık ile sadece sabretmekle geçecek yalnızlık arasında fark var. Benim, Amerikalılarınki gibi bir yalnızlığa katlanacak gücüm yok.